25 Aralık 2008 Perşembe

bana bir masal anlat baba

susuyordum yine yutkunarak susuyordum.boğazıma takılan düğümler gırtlağımı sıksa beni boğsada susuyordum gülümser bir ifade var yüzümde yine maskelerimi çıkarmıştım sandıktan. maskemin ardında ise ben küçülüyordum o maskeye kul olmuş hzurusuzluğumla huzursuz etmemek için etrafımı maskeye muhtaç olmuştum ağlamak bile zor geliyordu. içimdeki aitlik duygusu beni çekiyor alışamıyordum ait olduğum yerler değildi buralar..düşlüyordum buram buram denizi buram buram yosun kokusunu eminönünü boğazı balık ekmek kokan vapuru martıları sahili rüzgarı bile değişik istanbulu... hayat bu kadar zor olmamalıydı.ama neden mutlu olamıyordum mutluluk zıhınde bitiyorsa ben zihnime neden soz gecıremıyordum her şaka yaralıyor her söz yıpratıyordu benı... off lar coğalıyor cumleler uzun offlar ile bitiyordu. ailemi çok özledim babamı baba evimi...guryabaniler var sankı etrafımda uzerıme yuruyor gıbı kanım cekşliyor kımı zaman yorldum artık dişlerimi sıkmaktan anlaşılamadığım ve anlamadığım ınsanlar ıle sohbet etmeye çalışmak ne zor yokmu hıc aynı frekansta yaşayan bır allahın kulu burada

geldik çok şükür...

Geldik; yaklaşık 20 kg genleştiğimiz için ankaradan geldik ama ne geldik neler çektik bu kısmı bir ben, bir allah, bir de zuzumer bilir heralde..... sonrası bavulların eve yerleşmesi kirlilerin yıkanması temizlerin yerleşmesi sığmadık resmen koca eve daraldım bunaldım bu kısmıda bır tek ben bilirim heralde...
zuzumer geldiğimizden beri iş hayatına hızlı başladı... maçları çiğköfte partileri eksik olmuyor beyefendinin maşallah..dolayısıyla genelde akşamları geç gelen adama ayar olmuyor değilim..neymiş iş icabı çokta yedim ya neyse...dur bakalım ....
irem beni çıldırtırıyor bu aralar işi gücü yürümek olan küçük hanım bütün gün istiyorki elinden tutuyum ve evi adımlayalım...Ancak bu işlemi acıyıp üzülüp yapsanızda öyle yarım saatde falan bitmiyor. Döne döne aaynı odaları belki 10 15 kez girip çıkıyoruz sonunda iki büklüm olup yorgun düşüyorum o yorulmayıp niye oturduk diye ağlıyor yerlere yatıp ağlıyorum üstüme cıkıyor kalk diye karnımda hopluyor... yine kalkıyoruz yine yürümeye başlıyoruz kendı yetmeyıp ankaradan hedıye gelen boyu kadar olan ıkı mongol et bebeğide berberınde sürüklüyor beni çıldırtıyor akşamları yatağa sürünerek gidiyorum sürünerek... sabır sabır şu cocuk yürüsede rahatlasak yani... iremi ankarada kaynanacığım benim görmez tarafımdan sıkıştırıp emzırmeye çalışmış. dolayısıyla biraz onun etkisi birazda ankarada benimle az vakit geçirdinden su sıralar yan yana oturamıyoruz yanımdayken genelde tepeme cıkmaya çalışıyor.. ve kalabalık bir yere gıttıysek kımseye gulmeyıp yakamı tutuyor ınsanlar onu benden alıcak dıye.. aslında kayınvalıdem yanıma geldiğinde de ona cok kotu davranıp bana düşmüştü acaba o zamanda benim görmez yanımdan emzırmeyemı çalıştı da cocuk psıkolojısı bozulduydu o donemde cok yabanılık etmıştı zamanla atlatmıştı kalabalıkta ınsalalah bu da gecer...cocuğu emzırme konusundakı merakını anlamış değilim bende başkasından duydum dırek gormedık yaptığını ama irem hanımı tuhaflaştırmış bu durum...
irem 4 dişli bir hatun oldu sonunda üstelik alt dişleri yamuk üst dişleri ayrık. bu duruma cok uzuldum ama dr. gecer duzelir dedi olmazsa tel takılırmış caresı var ne uzuluyorsun dedı bana..doğruda gel sen bana anlat anne yüreği...
istanbuldan aldığımız ev için daire cekilişi olacak bu hafta sonu zuzumer yeni izin alınca gidemedi. Bende fırtsattan istifade cok gitmek istedim istanbula... Lakin zuzumer once kedıye ciğer gösterir gibi olur deyip sonra vahiy gelmiş gibi birden fikrini değiştirip yok dedi..hoş o vahiyde nerden geldiği bellide sustuk. Yazdık bunu bir kenara ve kimse gitmedı istanbula... Benim ailem istanbulda ya babam bizim adımıza gidip çekilişe katılcak inşallah iyi bir yer çıkar o kadar emeğimiz boşa çıkmaz çok merak içinde pazarı bekliyoruz.
bir taraftan yeemekteyiz programını izliyorum burda yemek yapan bazı erkekler neden bu kadar kıvırtkan yoksa bana mı oyle gelıyor... yemek yapan erkekler arasında mutemadıyen her hafta ıkı erkekten bırınde bu durum görülebılınce ıcımde kuşkular coğaldı...nereye gidiyoruz ey millet oldum da ondan yani...
bu feridun düzağac sarkısını cok seviyorum onu dınlediğimde zuzumer aklıma gelıyor... ilk zamanlar evlendiğimizde cok etkilenmişiz ki kendimize teletapi ailesi derdik... hatta o pool ben lalaydım. çocuğumuz tinkiminki olcaktı hayallerimiz vardı böyle.... şimdi o hayaller kurduğumuz zamanlar geliyor aklıma ne uzakalştık o günlerden o aşk dolu gunlerden ne uzakalştık ne yozlaştık hayattan birbirimizden.......

feridun düzağaç beni bırakma

17 Aralık 2008 Çarşamba

arabamız yapıldı

Aslında bende şaşkınım bu duruma... Türkiyede böylesine kolay halledilirmiydi işler yahu...
arabayı e-bebek firmasından almıştık ve ankara e- bebek servisine bıraktık garanti evrakları ve faturaları yanımızda yoktu. Bulabilinirse onlar faturayı ekleyecekti ayrıca havaalanında verılen tutanak da yanında eklendi ve arabamız servisine gönderilmek üzere cumartesi bırakıldı. Bugün telefonla pusetiniz yapıldı gelin alın dediler. içimden kesin olmadı diye düşünürken... olmuş üztelik başka ufak problemlerimizde halledilmiş bir şekilde aldık.üstelik 5 kuruş ödemedik. Ücreti puseti yapan firma havayolları şirketinden alacak aman allahım bu ne güzel bir durum.cok seviindim ve müşteri hizmetlerinin böylesine duyarlı olması ve bızleri mağdur bırakmamasından dolayı burdanda mağazaya teşekkur ederim.
onun dışında dişçiye gittim 4 dolgu yaptırdımkı imanım gevredi resmen. iki eski dolgu değişti ve iki yeni çürük...Aslında çürük dişim yok sanıyordum. ama hamilelik ve doğum dişlerimi fena yıpratmış dişetlerim güçsüzleşmiş beslenmeme dikkat etmemi özellikle uyardı...
hala ankardayız..hafta sonu kırıkkaleye gittik. Çok güzel iki gündü zuzumerin kardeşinin evine gittik. ancak ne varki ankarayı ve kırıkkaleyi görünce diyarbakırı sevdim 5 aydır hala bir yerinde gece kondu görmedim diyarbakırın... Kırıkkale bomboş kucucuk bir şehir en azından diyarbakır oraya gore buyukşehir ve benım evim eltıme göre saraymış ben beton yerler diyordum onunkı kara betondu yahu...
burda en çok üşüyoruz oyle oyle değil insanlara diyemiyorum doğalgazı acın dıye cok pahalı cunku hadı parasını gectım evde ıkı tane menopozlu var (babaanne ve teyzemız) nasıl olcak az acsak yanıyor yatamıyorlar dolayısıyla donuyorum .
bugun ablamdan kötü bir haber aldım...endometris 3 asamada ve bebek tedavisine bu sebebten başlanamıyor bir turlu...tup bebek oncesı once laparoskopı ıle kıst alındı 2 ay sonra sol tupu tıkandı tekrar amelıyatla sol tupu alındı tekrar olan kıstler alındıkı sımdıde yıne yumurtalıklarda yapışıklık olmuş şimdi yeniden laporoskopı denıyormuş hala tup bebeğe br adım atamamışlar...
londra sağlık yönünden çok yavaş sürekli prosedur var gel dıyorum gelmıyor turkıyeye uztelık annemlere bu konuyu hala soylemıyor bır tek ben bılıyorum ben de kımseye deme dıye tembıhlıyor bende dayanamadım yazdım bıryerlere demem lazım cunku artık patlıycam bu sıkıntıdan...
evimi çok özledim umarım kazasız belasız atlatırım şu son gunleri....

12 Aralık 2008 Cuma

ankaradan haberler

efendim geldik geleceğiz derken bir haftayı gecirdik bile.... Hava son günlerde diyarbakırda çok puslu olunca acaba uçak kalkarmı diye zuzumerim 3.5 atarak akşamı bekledi... işte allahın hikmeti sabah puslu olan hava öyle bir açıldı ki güneş bile çıktı. Netice de uçak zamanında kalktı ve biz uçtuk. Ancak ankaraya iniş yapacakken kar fırtınası içine girdiki uçak hayatımın en kötü 5 dk.oldu. Resmen kulaklarım basınctan patlıycaktı. O kadar çok ağrıdı anlatamam. bu sürede iremi hep emzirdim o birşey anlamadı durumdan. Zuzumer ise midem bulanıyor dedi . Hepimiz çok etkilendik.Hala kulaklarım çınlıyor ara ara nasıl gecer bu durum bılemedim... zira indiğimizde asıl şok bebek arabımızı alınca yasadık. Çünkü arabamız yükleme sırasında düşürmüşler ve sağolsunlar kırılan parçayıda içine koyup ankaraya göndermişler. Elimize alınca araba iki parcaydı, teker elde kaldı. ilgili hava yolları şirketine hasarlı bagaj için rapor tutturduk. zira rapor tutan kadın sanki biz kırmışız gibi ters davrandı. Sorulara ise kaçamak cevaplar verip elimize bir numara tutturdu. Şimdi bekliyoruz bayram tatli geçince yaptırıp faturayı yolluycaz. Ama ne varki bu arabayı kırıpta beni bu kadar uğrştıran adamla bir boks showu yapmak isterdim zira hayalimde onu tek maçta nakavt ediyorum her konu acıldığında... Şimdi işin yoksa uğraş dur...
Evet gelelim ankara günlerine öncelikle ev halkı sanırım bir dev bekliyordu. Benim küçümen kızı görünce amaaaaa çok güccükmüş diye bşlayan şaşkınlık cümleleri iki gün devam etti. yav yiyorda vermiyozmu yemiyor işte görmedinizmi... zira kızceğizim buraya gelince hem aşırı ilgiden hem hastalıktan bir tuhaflaştı. Ağzına koyduğum zar zor uğraşarak soktuğum bir kaşık yemeği bile bırt diye tükürünce ayrı bi sinir krızı durumu başlıyor içimde.. ilaç içirmek nerdeyse imkansız halde zaten dr. bronşit olmuş dedi. diyarbakırda ikinci kez dr. götürdük antibiyotik başladık öksürük ilaçları falan verildi işin boyutu değişti. Şimdi haftaya bayram tatili bitsin adam gibi dr. götürme niyetindeyiz...
zuzumere gelince aslnda o anlatılmaz yasanır adam oldu resmen. beş dk suraya gideyim deyip saatlece gezıp gelmeleri beni sinir ediyor. Adam resmen kendini gezdirmeye gelmiş buraya... Onun haricindede yiyor beş dakika durmayan bir ağız ve ona yetişmek için durmadan çalışan zavallı bir mide takibinde koca bir göbek oldu efendim. o gayet mutlu halınden yani bulutların üzerinde maşşallah.
bizde iyileşiyoruz azcık azcık ama hala fısırdayan bir burun ve koca bir uçuğum var bu sebebten beni öpmek istemeyen herkese teşekurler....
kızım için geçmiş olsun tebriğinde bulunan arkadaşlara ayrıca çok teşekkür ederim.
ankaradan saygılar efendim....

7 Aralık 2008 Pazar

haste olduk

efendim her bayram hasta gecirmek gibi bir marifet edindim. Zira son 3 bayramı hasta geciren ben bu bayramda grıbal enfeksıyon sonucu burun akıntısı ve kırgınlık ile evde istiratteyim. Ama tek hasta ben değilim kızımada bulaştırmayı başardım. Doğrusu bu durumdan çok üzgünüm dün sadece burun akıntısı ve ara ara oksuren kızımı alıp ilerşemeden dr. götürdük. grip başlangıcı denip bununla ilgili soğuk algınlığı surubu verildi ama bu gun burnu akmasada bir osruyorkı ciğerler dolmuş sankı içten içten hısır hısır gelıyor sesler...
ne olacak bu işin sonu bilemedim. tekrar dr. goturmem gerek sanırım. allahım bırde ankara zıyaretımız varkı tamda sırası oldu bu hastalık ....artık sımdıden ben herkesın kurban bayramını kutlayım benım cın bıberım malum cok huzursuz ondan yazamayabılrıım...
herkese şekerli bayramlar

4 Aralık 2008 Perşembe

temizlik şarkım taktım buna bu günlerde



No english title - video powered by Metacafe

imdat gayret geldi...

evet gayret geldiki ne geldi.. herşey pazar günü başladı önce zuzumer ile halı ve koltuk olayına giriştik bu beni kesmedi üzerine 7 camdan oluşan evimin tüm camlarını sildim. herbiri eşşek kadar olan camların kendi içinde oluşan 12 karelik doğramalarına ayrı sınır oldum sılmeme engel oldundan kahrettim...gayret dediki perdeleri yıka hadi allah tüller güneşlikler yıkandı.kosla tül bir işe yaramıyormuş ,.hepsi kırış kırış cıktı birde narinde sıktık düşünün yani...gayret ütüle dedi tüller ütülersin ütülemezsin derken hepsını ıkı gunde yaptım cam sılmek ve ütülemek tülleri...sonra gayret susmadı bak mutfak bağırıyor benı yıka diye gıt temizle dedi... aldım elıme clıtbangi başladım silmeye ilk defa böyle büyük bir mutfağım olduğu için üzüldüm sildikçe büyüyordu sanki genleşiyordu mutfak...
temizlık yaparken zıhınde deterjandan açılıyor sanırsam eskılere donuş gelecek hayaller bırbırını kovaladı kah gulumseyen yuzle lavabo o,ivdum kah ağlayarak fayans sıldım sonunda kurtuldum gayret gitti çok şükür.
netıcede ısım bıttı gerıye temız bır ev ve deterjandan dolayı tahriş olmuş bir boğaz kalkamayan hamlamış kollar ve annanemın elıne donmuş eller kaldı...
benım kız uyurken yaptım bunları hee bu kadar çalıştım kaç kılo verdım dıye koşarak tartıya asıldımkı ne goruyum 100 gram bıle vermemışım...peh
sımdı evın diğer çamasır işleri kaldı bu hafta onlara el surmedım sımdı bol bol camaşır yıkayıp kurutmam ve bırde uztune utuleyıp bavul yapmam gerek... ahhh bırde ankara gezımız varya onun ıcın hazırlık gerek..,
zuzmerin ızın ısı sallantıda tek gıdersem resmen döte gelmiş olcam... allahım ınşallah kociş gelır...
benim cin biberi tek dişli canavar olmaktan kurtuldu ikinci dişte geldi valla gec oldu ama geldi demekki neymiş acele etmiycekmışım diş bu cıkacak elbette dişi çıkmayan bebek yokk gibi biri şey zati... netekim temizlik boyunca her gün zuzumere dışarda yemek konusunda sirinlik yaptım yav bu ne temizliği yapma yemek yap demesin diye.. hatta su reklamlardaki kız gıbı bu gün bişey yapamadım dışaydan söyledim bile dedim neticede bu gun bıten işin kutlaması olsun gıdıp bir çorba kaynatıyım herüfe...az sonra gelır kendüleri müsade müsade hepinize birden misade...

27 Kasım 2008 Perşembe

biri bizi gözetliyor...



Bu aralar Internet dünyasına msn’e ve görüntülü konuşma olayına kısacası teknolojiye takığım. Hem de öyle böyle değil. Evet teknoloji iyi bir şeyde abartmamak lazım kanımca…
Benim aile ve zuzumerin ailesi bana Allah Allah illallah dedirtti sağolsunlar… önce olmadık zamanda veya saatte arıyorlar sonra illada internete bağlanıp iremi görelim diyorlar. İrem ise fazlaca hareketlendi. Bir dakka aynı yerde tutmak nerdeyse imkânsız. Durum böyle olunca; biz alıp alıp ekran karşısına koyup bin bir şaklabanlık yapıyoruz. Kızımıza hadi yavrum çirkin ol babaannaye dedeye ananeye teyzeye amcaya velhasıl çocuk iyi ki çirkin olmuş yedi sülale görmek istiyor. Dahası ekranda kızın eline mendil verip halay çektirmeler mi, elinden tutup bakın nasıl hızlı koşuyor, yere bırakıp aha da asker gibi sürünüyor diye çocuğa olmadık işkenceyi yapıyoruz. Büyüdüğünde tüm bunları anlatınca sanırım benden ve sülalesinden nefret edecek neden beni maymun ettiniz diye… Aslında maymun olan o değil biziz… Anne ve babası olarak türlü maymunluklar ediyoruz çünkü bir şey yaptırmak için…
Aslında konu iki ailede farklı ilerliyor benim ailem işi ciddiye alan kısım ekranda… Evde kalabalık her 15 dk. bir adam değişiyor. Önce erkek kardeşim açıp ne haber nasılsın diyor ve işi olup kısaca bir merhabalaşma ile gidiyor. Sonrasında en büyük ablam geliyor. Oda ne haber nasılsın diyor. İşte ilk 5 dk ne haberleştikten sonra tam konuya girecekken çocukları durmuyor ve kızıp çocuklara kalkıyor. Ardından ortancı bekâr ablam; oda ne haberleşiyor zaten onla konu bulup konuşmak imkânsız gibi… Ve ardından annem oturuyor herkes ne haber nasılsın diyor ulen en başta dedim ya ıyıyımmmmmmm… Neyse annem beni görünce kesin fazlaca duygusallaşır bu arada bir konu üzerine konuşabilmeye başlamışsak şanslıyız ama babam gelir muhabbetin ortasında konuya eder. Kızım nasılsın yavrum der yağ baba dedim ya iyiyim işte iyiyim neyse annem kaçar babamla konuşmaya başlarız. Derken İrem durmaz çok konuşamadan hatta ne haber nasılsın dışına çıkamadan biter görüşmemiz. Bizim cephe çok kalabalık işler böyle yürürken zuzumerin evin de durum çok daha farklı…
Onlara göre web cam olayı bbg evi gibi konuşmaktan çok izlemeyi tercih ediyorlar genelde biz tv izleriz. Onlarda muhabbet yok denecek kadar az ama bir göz ev halkının hep bizim üzerimizde. Evde canları istedikçe konuşurlar ama konuşmalar şöyle olur halılarımı değiştiniz tülleri yıkadınız mı? Eviniz sıcak mı? bugün ne gıydınız eatnes neden tişörtle ev soğuk değimli banyomu yaptın… her şey çok dikkat çekici sanırım evde yada izleyenler çok dikkatli bilemiyorum ama akşam oldu mu evde yanlışlıkla ters konuşacam diye susmayı tercih ediyorum.
Zira birileri sizi hep gözetleyince söyle yayılıp oturmak bir yana ossurmak bile kabahat ayol ses gidecek diye….
Günler işte yuvarlanarak ve izlenerek geciyor. Zuzumer de bayramda benimle gelecek sanırım biletlerini aldı. Zira su ekonomik krizde tamda krizzadeler olarak bakmadık boyumuza birde büyük çapta tatil olayı çıkardık ya bravo diyorum kendime ve kocama… Umarım bu cırt cırt çektirdiğin kredi kartlarını cırt cırt da ödersin beyim ne diyeyim… Çalışmamak çok kotu bir duygu kendimi bazen asalak gibi hissediyorum. Evet, okuldayken öğretmen asalakları anlatırken bizleri öğrencileri örnek vermiş ve ailenize bağımlı asalaklarsınız demişti ne bozulmuştum. Ondan sonra asalak olmamak için mümkün mertebe yaz tatillerinde çalıştım ama anlattığım zaman su kadar yıl çalıştım diye niye salak mıydın diyorlar demek ki çalışmanın adı da bu…
Benim masum kızım biber hanım gündüzleri değme şirinleri yaparken geceleri 12 den sonra tek dişli bir canavara dönüşüyor. Önceleri yatınca her saat başı kurmalı saat gibi kalkıyor, sonrasında saat 3 de de 3–5 nöbeti için tam kalkıyor. Gözler cin gibi baksanız… Durmuyor bir yerde. Uykunun en tatlı yeri benim gözler açılmıyor; kız kıkırdıyor oynamak istiyor. Delirmemek içten değil çıkamadı bu diğer dişler çocuğun. Damakları gördükçe içim parçalanıyor. 3 diş aynı anda yarışıyor çıkayım diye ama çıkanda yok en garibi… Bu huzursuzluk ne olacak böyle bilmiyoruz…
Eve yaza yaza çenem düştü yemek yapmak lazım kocaman koca gelecek yahu

21 Kasım 2008 Cuma

uyku girdi bedene...

evet bızde 1o aylık kontrole gıttık bır ayda o kadar ıstah acıcı surup ve ek vıtamıne karşılık 400 gram kılo almış ve 2 cm boyu uzmış yani dr.soylemesıne gore ortalamanın %25 altındaymış hala..tabı zamanında yemedı hastalıktı derken bır açık oluştu ve bunu tamamlamak su sıra zor gozukuyor cunku dr.soylediğine göre 3 diş daha yoldaymış geldım gelıyorum seklındeler bende farkındayım ınşallah çabuk atlatır kızım bu donemı....Ben uzunca bir hafta hiç bir şey yapmadan geçirdim ve bugunde yine büyük yaş gurubuyla olan günümüze gittik yine bir sürü yemek vardı yedik.ama aklımı karıştıran diş buğdayı oldu. ben ocakta annem gelince yapacaktım ama burdan bir bayan bana diş buğdayı bekletilmez cocuğun dişi çıkınca onu yapıp dağıtılırki dişi kolay cıkarsın bu buğday işini eğlence olarak görme dedi. evet bir batıl inancı dile getirdi bayan ama aklımda karışmadı değil hani...ay yazarken uyku bastırdı bıraz kestıreyım bari..bu fırsatlar her zaman ele gecmez benım gece kusu biber hanım sabah 4.5 kalktı bende tabi onla kalktım osaat bu saat uyuma hayalı ıcındeyım.deliksiz uykus 12 saat nasıldı acaba....

19 Kasım 2008 Çarşamba

biberim 10 aylık oldu


ah benim biberim , cin kızım, kuzunazım... ah.... benim dünya telaşım arasında öyle çabuk büyüdünkü sanki 10 aylık bebek değilde genç kız oldun gözümde oyle değiştin bu kadar cabuk büyümek zorundamıydın sen meleğim... oysa daha çok yaşamak isterdim doya doya bebekliğini şimdi düşündükçe kızıyorum kendime sanki çok vakit ayıramadım gibi geliyor ev işiydi taşınmaktı derken... halbuki senın iiçin işten cıkıp 24 saat senle olduğum halde doyamadım sana bu ne garip duygu... annelik delilikmiş anladım ve senle deli olmak gibisi yokmuş... benim hayatımın orta göbeğine 28 yıl sonra gelip oturdun ve benle beraber babanın babaannenler annaanenler herkesin gözbebeği oldun... bu kadar zaman sonra gelip bunca ınsanı hayran bırakmak nasıl bir duygu bilmemiyorum ama biz ailecek kafayı cin biberimizle bozduk..bize evlat duygusunu yaşamayı nasip eden allahımıza binlerce şükürler olsun inşallah herkes tadar bu duyguyu..evlat sahiibi olmak apayrı bir şeymiş çünkü bizim zuzumerler evliliğimiz biberimiz olmadan önce evcılık oynar gibiymiş valla....

hayatımıza anlam katan güzel çocuk seni çok seviyoruz ve değil 10 ay 100 yıl sağlıkla sıhatle yaşa hep sev hep sevil hep sağlıklı ol inşallah ailene yarasır bir evlat ol anneni babanı uzmeden vatanına milletıne yarayışlı hayırlı bir genç ol inşallah...

ben seni pamuklara sarmalar sarar büyütürüm annelik böyle işte bir gün anne olunca sende anlarsın beni ben annemi anladım çünkü kuzum hemde çok iyi anladım....

18 Kasım 2008 Salı

...

bu gun yine sıyırtık kalktım yataktan fazlaca cındırıklı düşündüklerim beni korkuttu düşüncelerim beni çıldırttı yatmakmıydı çözüm uyumak geçirirmiydi herşeyi bilmiyorum uyumadım elime aldım bilgisayarı sümüklü böcek gibi hem burnumu cektım hem dinledim hem yazdım. evde herşey her yerde ben bir yerdeydim kızım uyuyor iyiki bu halimi görse korkardı heralde...


No english title - video powered by Metacafe

bugünde akşam oldu

İlgili aramalar: bugün - de - akşam - oldu - barış

15 Kasım 2008 Cumartesi

son haberler...

> Koşuyorum ama yetişemiyorum hayata yapılacak onca iş arasında nasıl vakit buluyorlar blog yazmayaI düşünüyorum. Gerçi bir dönem bende yazdım. Kafaya takılınca yapılıyor. Aslında yazacak çok şeyim vardı hatta dün gece yatakta bile düşündüm şöyle şöyle yazayım diye…. Şimdi aklımdan uçtu sanki hepsi…
Hasankeyif de geçen hafta felekten bir gün çalıp çok eğlendik. Hele de Ramazanın yerinde yediğimiz yemek harikaydı mağaranın içinde vadi manzaralı bir yerde oturduk..eee hazır buralara geldik gap alanını da gezelim değil mi??? Ancak yollar çok ıssız arada tırsmadık değil bir kurşuna yada yolumuza çıkacak ansızın birilerine karşı… neyseki kazasız belasız gittik geldik ağız tadıyla…
Apartmanda sürekli görüştüğüm arkadaşıma lojman çıktı. Aslında çok uzak değil 500 mt. bile var yok gideceği yer ama sıkılınca zırt diye gitmek varken bu durum iyi olmadı. Koca bir haftada yaptığım en iyi şey saçlarımı kestirmek oldu. Kısacık küt kestirdim oh çok mutluyum o uzun saçlardan kurtulduğuma her yere dökülüp ben deli ediyordu…
He birde bu hafta gelişen bir konumuz var bizim bayramda Ankara’ya zuzumerlere gitme ihtimali… işte bu durum ihtimal halinde bile sıkıcı valla… aslında bir yanım gitmek istiyor benimde iyi kötü görmek istediğim insanlar var tabi…Ama 12 gün izin alacak zuzumer ve 12 gün ben nasıl dayanırım bilmiyorum. Çünkü zuzumerin aşiret gibi bır çevresi var hiç bitmeyen misafir trafiğine birde bayram eklenince mutfaktan gece geç saatlere kadar çıkmak hayal oluyor. Zaten kaynanam bizim geleceğimizi duyunca yerini yapmış… Torununu alıp elini hiçbir şeye vurmuycakmış. E yeni gelinleri malum hamile ve çok nazlı… bu durumda iş de aş da deliye kalıyor yani bana…. İstanbul olsa anamın evi ah elimi sıcak sudan soğuğa sürmez ama nerde …
Yani Ankara da 12 gün tatil sadece zuzumere yarayacak arada yorulan ben olacağım tabi bunu zuzuya anlatmak zor o yüzden denemiyorum. Zaten Ankara’nın değil içine girmek bizimki uçakta bile havasını alsa tuhaflaşır… E memleketi ya daha bir kazaklaşır kazmalaşır…
Orta yere bağırır “anne ben akdereye gidiyorum… anne ben kardeşimle gezecem” diye lafları atıp saattlerce kaybolur… Aslında ortaya laf atması da anasına değil ben mutfaktan duyuyum diye gibi geliyor. Netice Ankaara Ankara güzel Ankara neden gülemedi seninle bu bahtı karar demek istiyor ve buram buram İstanbul özlemiyle sanırım Ankara’ya gidiyorum.
Kızımın ikinci dişte yolda sanırım iyice şişti ama henüz diş hediği yapmadık annaneyi bekliyorum. Ben bu arada ikinci güne girdim yani apartmanda kızlar arasında yapıyoruz. aslında herkes bir şeyler yapıp getirecek o yüzden ev sahibine bir şey kalmayınca kolay diye düşündük. Çok bir tutarda değil maksat eğlence olsun diye yani… Allahım annem böyle günler ile uğraşınca bana kızım ben seni günleri koştur diye mi okuttum dedi kötü bir şeymi ki bu gün ya..
Neyse benim koca şahsı uyandı ve yemek sordu Allahım insanlar uyuyunca metabolizması yavaşlamaz mı bu nasıl bir karın tanriiiii tanrii hatta niiiiiii…..

hasankeyifde keyifli bir pazar

8 Kasım 2008 Cumartesi

çıkacak çıkacak diş çıkacak....

Evet çıktı çıkacak oldu olacak derken bizimde dün dişlerimizden sol alt dişi patladı… ancak kolay olmuyormuş bu diş hengabesi….Uzun zamandır geceleri ciddi uyku sorunları yaşıyoruz . Bende bu durumu dişe bağladım ve son iki gündür calpol veriyorum geceleri. Ama çok da ilaca alıştırmak istemiyorum. Fakat ilacı alınca uyuyor birkaç saat vermelimiyim bilmiyorum??? Üstelik üst dişleri de sanırım yakında çıkacak üst damağı öyle şişmiş ki benim canım acıyor görünce…
Ee tabi kızımın ilk dişini görünce de hediye almak bana düştü ama dünden beri düşünüyorum bulamıyorum ona özel bir şey almak istiyorum ne alsam acaba…
Onun dışında burada aynı apartmanda aynı yaş grubunda birkaç arkadaş edindim zaman zaman kafam dağılsın diye görüşüyorum. Ama çok da çekilir sohbetleri var desem yalan olur…
Kadınların dünyasını yani ev kadınlarını anlamak zor…önce bir kahve içelim diye çağırıyorlar bir gidiyorsun sen hariç tüm apartman var kahve çaya dönmüş yanında dolmalar mı dersin kısırlar kekler poğaçalar kurabiyeler turşular… aman şölen yeri gibi ortalık hop koca bir tabak tutturuluyor eline ve ye Allah ye her biri birbirinde şahane zaten oturmanın büyük kısmı ne yiyeceğiz yediklerimiz nasıl bunun tarifi nerden şeklinde geçiyor ve yeme sonrası konu malum kilolara geliyor. Herkes halinden şikayetçi yürüyüşler yapılıyormuş sonra daha da aşıp tartı getiriliyor ve Allah en zayıf benim 50 civarı kiloda olan yok hiç… Sonrada yürümenin bir faydası olmadığını daha çok kilo aldıklarını söylüyorlar…ulen yürümeye mana bulacağınıza az önce hüplettiğin tabağa sebep bulsan olmaz mı..yok o anı herkes unutmuş yemek normal geliyor…ve bu aynı sohbetler bir uca dayanmadan bir anlama ulaşmadan eklentileri ile devam ediyor sıkılıyorum kalabalıktan kaçıyorum koşarak eve….
Allahtan havalar sıcakta iremle kendimizi sık sık dışarı atıyoruz…
Ben ise iyimiyim bilmiyorum..hiçbirşey yapmayıp zamanını yetıştıremeyen bir biçare gibi hissetsemde umarım duzelecek her şey…
Umut fakirin ekmeği hayalde beleş kur dostum kur bu gemi ne kadar yüzecek…

2 Kasım 2008 Pazar

inadına inadına

burdayım efendim...kapanan bloglar her ne kadar beni önce boşluğa düşürse ve devamında yazma hvesimi ve ilham perimi elimden alsada döneceğim eski formuma biliyorum.çocuğum hala ve daha azgınlaşarak gün be gün canımı okusada eşim hiç evde olmasada ben kafayı her gün binkez yesemde yaşıyorum inadına...ve diyorum kı yaşamak lazım inadına inadına ama illede inadına yaşamak lazım...ayrıntıları en kısa surede girebilmek üzere hoşçakal bloğum.....
not:kızım çıldırdı lafı uzatamıyorum.....kızından magdur blogcu

24 Ekim 2008 Cuma

İrem’i dr. götürme başarısını sonunda gösterdim .Hemde tavsiye edilen dr. hanımla tanışmış oldum. Cerrahpaşa mezunu mütevazi dr. ile ıkı gun sonra yıne görüşeceğiz. şimdilik tahlil verdi bize çok konuşamadık tahlil sonrası yorumlarına gore bende ona devam etmeye karar vereceğim. Pek bir şey anlamadım henüz… Ama götürdüklerim arasında en iyisi gibiydi… İrem tabi ki az kilo almış ve hala ortalamanın altında..Dr hanım bunun ilk geldiğimiz zaman geçirdiği rahatsızlıklardan kaynaklandığını söyledi yani her hastalık bir gerileme demek oluyor. İrem de 3 kez üst üste hastalanınca gelişmesi durmuştu normal olarak…şimdide iştahsızlığı olduğu için az kilo alıyor.Reklam ile yemek yedirme konusunu da tahliller sonrasında konuşcağız.Dr hanım bana kahvaltıda bebek bisküvisi kullanma ekmek içine peynir yumurta sarısı koyup ver dedi. Ama ben İrem’in ağız tadını tatlıya alıştırmışım bugün yaptım yemedi. Aslında en başta ilk zamanlar kahvaltısına pekmez ekliyordum. Pekmezi şimdi meyve püresi ile yediriyorum. O zaman daha tatlı bir kahvaltı oluyordu buda beni zamanında annemlerin yanlış yönlendirmesinden kaynaklandı….İşte her şey dört dörtlük olmuyor dr. hanım iyi bir dr. ama laboratuar beni çıldırttı. İrem’in büyük insan gibi kolundan kan almak istediler. Geldi iki çok bilmiş başıma ben bebeklerin kol damarına giremezsiniz… boşuna canını acıtmayın dediysem de işlerini çok iyi bilir tavırla beni uyardılar… biz bütün bebeklerin kanını böyle alıyoruz diye…bende belki ben bilmiyorumdur diye sustum. Ama çok yazık ki ben haklı çıktım. Kuzumu o kadar bağırttılar ve damarı bulamadılar birde diğer kola bakalım denilince benim sinirler gerildi tabi….Açtım ağzımı yumdum gözümü eğer bu işi bilmiyorsanız neden geçiyorsunuz karsımıza su çocuğa yazık değimli gidin almayın elinden alacaksanız bir kerede alın dedim. Neyse iki çok bilmiş gitti. Ve başka biri geldi bu sefer onlar koldan almayı ısrar ediyorlar nedense…En sonunda dedim hayır aldırmıyorum o zaman ve neticede elden aldılar iki tüp kan ve tüpleri değişirken yere de kan döktüler. Allahım damla damla alıyorsun yazık değimli yere boşa kan damlatıyorsun… yani komşunun işini komşu türkü söyleyerek yaparmış öyle işte…devamında poşet takıp 1.5 saat çiş bekledik ve sonunda karına yapılan masaj ile 10cc yaptı ama 1.5 saat bekleyince çok da sterili kalmadı poşetin umarım enfeksiyon çıkmaz bu sebepten…
Sonuçları iki gün sonra alacağız bakalım…bu tahlillerin asıl sebebi vücudun da mikrop var mı bakılıyor çünkü mikrop varsa iştahsızlık yaparmış….
Sonrasında bugün İrem beni şaşırttı. Yaklaşık sabah 9.5 da yattı ve 12.5 hala uyuyor.. bende hem banyo yaptım hem de kalan ütülerimi bitirdim..Evin işini yaptım yani bu kadar uyuması beni çok şaşırttı…Genelde büyüme haftası öncesi İrem çok uyur ve sonrasında çok aksi olacağı birkaç gün var ve devamında sakinleşiyor ve bir şeyler öğrenmiş olur. İrem küçük diye üzülüyorum. Ama dr.da bana şöyle diyor ortalamanın üzerinde hareketli bir çocuğun var ve muhtemelen iki ay içinde emeklemeden yürür. Yani şişman ve hareketsiz bir bebek yerine her şeyin farkında konuştuklarımı anlayan bana tepki veren ve zinde bir bebek daha iyidir diyor buda beni rahatlatan tesellim oluyor…

23 Ekim 2008 Perşembe

bu günümüz dünümüz...

Dün güne gittim. Ama çok eğlenceli değildi. Birazda üzüntü ve muz kabuğu (hayalkırıklığı) vardı aslında… çünkü güncü arkadaşlarım benden yaş olarak yaklaşık en az 5 yaş büyükler en çok 10- 15 arası değişiyor. Hepside erken evlenip boyunca çocuk yapmış. Ben ireme yemek yedirirken ve bakarken hep ”ay biz nasıl büyütmüşüz” diye bana bakıp işimin zor olduğundan bu konuları unuttuklarından bahsettiler. Bende unutacak mıyım bir gün bu günleri yani…
Derken hamileliğim geliyor aklıma aslında düşündükçe hatırlıyorum hamileliğimi ilk doğum yaptığım zamanları İrem’i ilk gördüğüm anı evet daha şimdiden unutmaya başlamışım bile…böyle dönüp düşünmek garip geliyor sanki o anları doya doya yaşayamadım gibi geliyor..bazen o anlara dönmem istiyorum tekrar belki 1 yıl sonrada bu anları düşüncem ve yazdıklarımı okuyunca çok isyan etmişim onun yerine keşke zevk almayı becerebilseydim demek istemiyorum ama hayattan zevk alarak yaşamayı da şu aralar beceremiyorum. İşte benim eksikliğim burada başlıyor.depresyon hep bir adım gerimde beni bekliyor ne zaman yenilsem tökezlesem kalsam yerimde beni hemen yokluyor bir buhran ben bunu anladım.o yüzden durmama fazla düşünmemek gerek öylece yaşamak yaşamak “carpe diem” kıvamında…
Ve ütü yığınından oluşan koca kütle akşamları 1 saat ütüleyerek ütü tepeciğine çevirebilme kıvancını yaşıyorum. Sadece biber kızın çamaşırları kaldı inşallah onu da bu gün hallederim.bugün ireme ne yedirsem diye düşünüyorum bebeğim ne yesin sitesi bana güzel fikirler veriyor sağolsun..ama çok da artık ben ireme özel yemekler pişirmiyorum haftada birkaç kez evde bir yemek yoksa ona uygun o zaman pişiriyorum.kendim zaten her gün taze yemek pişiriyorum kendim için.. ve yemeklerimi az salçalı ve tuzsuz yapmaya özen gösteririm ireme de kedi yemeklerimden veriyorum… zaten bu aylardan sonra bebeklere ev yemekleri verilmesi gerekiyor ki bizim yediğimiz yemeklere alışsın..ne zamana kadar ona farklı yemek pişirebilirim ki..aslında dişleri olsa kızımın yemek konusu daha keyifli olacak ama bu kızın dişeri hiç çıkacak gibi görünmüyor…
Hala İremi aylık kontrole götürmedim. Uyansın her zaman gittiğimiz dr. Götüreceğim. Artık yapacak bir şey yok…Burada tavsiye edilen dr başka zaman götürürüm.
Birazda benim kızın son günlerdeki komik videolarını yükleyim şekil şekil cin bibeberim…

irem oyuncaktan korkarsa

doğuştan yetenekli kızım....

böyle dudak görülmedi....

21 Ekim 2008 Salı

gün be gün

Evet bugün de yazıyorum..Allahtan karşılıksız yazıyorum da yazabiliyorum yoksa aha bak ne sorduğuma cevap var nede başka bir şey deyip kızsam okuyanlara formu bir günde silerdim herhalde…Neyse ki sorularımın kaile alınmaması benim şevkimi kırmıyor…. Yazıyorum çünkü aslında kendi çapımda içimi döküyorum…Yazıyorum çünkü geçmişte neler yaptığımı hatırlamak için küçük notlar düşüyorum aralarda yazıyorum çükü kızıma bir hatıra olsun istiyorum…onu ne kadar zor büyüttüğümü ve isyanlarımı görünce umarım bana kırılmaz….
Bugün misafirim gelecek İstanbul dan zuzumerin arkadaşının eşi onlarda bizim gibi buraya cıktı şarkı ve aynı zmanada geldik buralara…onunda 3aylık bir oğluşu var bana gelicekler oturmaya…biraz donuk bir kızceğiz ıkı kez görüştük eşlerle daha önce ilk defa tek görüşceğiz umarım güzel bir sohbet ortamı oluşabilir…
Şimdi çamaşırlardan bahsetmeden geçemiycem son makinede su an yıkanıyor kuruyanları kullanmadığım odada kı koltuğun üzerine yığdım sımdıden bır kucuk çamaşır dağı oldu bile o odayıda kitledim misafir görüp korkmasın diye nasıl fikir ama….

Allahtan temkinliyim daha önceden yaptığım sigara böreği ve kek buzlukta onları fırına attım mı iki dakikada eski formunda döner yasasın ondan rahat rahat oturuyorummm….

Ya dün gece felaketti irem saat 2 de gece bir uyandı 5 e kadar yatmadı yarım saat emzirdim once uyumadı sonra 1 saat ayağımda salladım ve 3.5 da pes edip yatağına koydum gittim yattım 15 dk oynadı ve sonra ağlamaya başladı belkı kendı kendıne uyur dıye bır umut almadım. 15 dk bağırdı ağladı en sonunda zuzumer pes ettı gıttı aldı getırdı aramıza aldık 1 saatde yatakta boğustuk kızıyorum kapa gozunu yat dıyorum ben ona Allah Allah demeyi öğrettim ya bilinçlimi diyor bilmiyorum kızınca bana Allah Allah diyor gülermisin ağlarmısın … yani.en sonunda 5 de uyudu bende yattım.aslında biber hanımı yatmadan önce yıkarsam uyuyor gece ama ev merkezı sistem ve gece soğuk oluyor buralarda gündüz hava sıcakken gece birden ısı düşüyor ve serin oluyor irem ise örtünmeyi sevmiyor. Üzerine ne örtsem tekmeliyor. Dolayısıyla ben yıkamaktan korkuyorum hasta olucak diye…
Evet bu arad akşam oldu misafir geldi gitti.malesef düşlediğim muhabbet pek olmadı çünkü çok gazlı bir oğluşu var tüm gün uyumadan ağladı yazık kıza üzüldüm hali benden berbat çünküüü… ama asıl ilginç olanı iremdi. Bebek çok ilginç geldi tüm gün mama sandalyesinde annesini ve bebeği izledi çok akıllıydı. Alahım bir bebek istiyorum hemen iremi durduracak lakin annesiyle gelsin bebek biz izleyici olalım sadece çok keyifli oluyormuş…
Zuzumer bu akşam erken gelicekmiş bende göçmüş gitmente olan mutfagımı ve evı tıparlayıp bir akşam yemeği yapayım anlıycanız zeyna işbaşında şimdi motur takmış gibi çalışmak lazım..yarında gün var bakalım nasıl olucak hayat....

Not: zuzumer aradı gec gelıyor hıc sasırmadım zaten erken geldığı gorulmedıkı..

20 Ekim 2008 Pazartesi

ne oluyoruz millet.....

evet ne demeli nerden başlanmalı bılemıyorum yazdığım yazının uçmasınamı yanayım.yoksa zırt diye kesılıp adamı ıkıde bır yolun yarısında bırakan ınetrnetemı...
bugun burası ohal yeri gibi fırın hariç dükkanlar kapalı arada bır uzaklarda ateş yakılıyor sankı lastık yakıyorlar kara dumanlar cıkıyor bende onları ızlıyorum bazende tv yı ...bu sehıre nasıl alışılır ve sevılırkı...ıkı yuzu var bu kentın ve cırkın olan bu yuzun ne zaman cıkacağı bellı bıle değil.......
bende ıcımın sıkıntısı dağıtmak ıcın ıkı kelam yazdım ve yazdıklarım uctu ıkıncı tekrarda yazmak zevklı gelmıyor .... ben bugun evdeydım ve temızlık yaptım 3 makıne camasır yıkadım 2 makıne ıremın kıyafetıydı sımdı dag gibi utu var benı bekleyen.ve yarınada sarktı çamasır trafığı hava soğuk kurutamayınca ıkı makınede yarın yıkayacağım artık 1 haftada ancak bıter bu utu...
ya bu bebeklerın camasırlar ayrı yıkanıyor ayrı deterjanla ya ne zamana kadar bu boyle olucek ben merak ettım..bugun ıremın beyazları ılk defa omo ıle yıkadım buyuk deterjanı ıle resmen kıyafetler beyazladı yaa.dalin ıle yıkıyordum lekeler duruyordu olduğu gıbı...hoş ben dalınle yıkarım yınede deterjan bıtınce alamayıncada caresızlıkten denedım sadece...
canım sıkıldı neyse sonra yazayım en ıyısı...
buu arada soru soruyorum hıcmı kımse okuymuyor yoksa okunanlar kaılemı alınmıyor ınsan bır cevap yazar yaaaa...kırılıyorum artık...

18 Ekim 2008 Cumartesi

yine yalnızlık....

evet sevındik benım zuzunun yenı görev yerı ıle hayat daha kolay olacak dıye ama malesef yanılmışız. Herşey daha cıkılmaz bır karmasa oldu...ben anlamıyorum neden hep yalnızım... Bir şekılde bu evde cocukla yalnızlıktan ya kafayı yıyecem ya erecem derviş mısalı... şahsen ılk sıkka daha yakın duruyorum...kitap okuyayım dıyorum zaman bulamıyorum yaptığım en ıyı sey bıber hanım uyurken ıkı kelam yazmak bloğa başkada vallah bırşey yapamıyorum..Evet diyarbakırlılar neden her cümlelerine vallah ıle başlarlar cok merak edıyorum. ekmek varmı soruyorum bakkala ""vallah yok" su nerde "vallah surda" buraya nasıl gıderım "vallah su yolu gecınce" nereye kadar vallah kardeşim yemın etmene gerek yokkı.....soyle yeter
neyse hal boyle yalnızlık olunca kendı kendıme hastalandım ve ıyleşıyorum robınson gıbıyım sankı oyle hıssedıyorum arada...cocuğuda tum gun tek bakmak cok zor oluyor akşama saatlerınde o benden ben ondan bıkmış oluyoruz resmen...babacık gec saatde gelıyor duş alıyor yatıyor sabah gıttığını hıc gormuyorum bır varmış bır yokmuş hop babacık gelmış hooop yok olmuş ıse gıtmış megersemgerıye kocaman uzun ve yalnız bır gun kalmış ustelık karşında yemek yemeyen oyuncakları ıle oynamaktan bıkmış cın olsa adam carpacak kadar uyanık bır cocuk aman tanrıııım...oynatmaya az kaldı yanı..allahtan arada 5 dk olsada annemle vs. milleti bulursam yanı goruntulu konuşma yapıyorum msn den .ama herkes benım gıbı boş değilki ılk 1o.dk sonra kapıyorlar ışlerı oluyor cunkubugun hava cok guzel bende bıraz cocuğu dışarı cıkarıyım dıyorum hem hava alırız.dıyarbakıra bu sene soğuk gelmıycek sanrıım oyle guzelkı hava..aslında bulsam bır tur falan soyle cocuğuda alıp cevre ıllerımı gezsem varmıdır oyle turlar ıstanbuldan alılrar getırırlerde buralarda yokmudur
bızım heruf sanırım yarında calışacak başbakan dıyarbakıra tesrıf edecek ya emmnıyet hat safha..eh erdoğan bu yondende yaktın bızı sayende kocamı goremıyorum bılmem farkındamısın
netıcede ben ve bıber hala yaşıyoruz hee bırkaçgunden fazla yazamazsamda kesın bır sorun vardır yalnızız ya ölür mölürüz kimsenın haberı olmaz burda barı bırılerı sorsun bızı lutfen...
ay aman cok abarttım son cumlede okadarda değil yahu...

istanbulu düşünüyorum gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
not:mesecina ile konuştum istanbulda en sevdiğim çarşıda dolaştığını duyunca bu şiir geldi aklıma resmıde ben çekmıştım zamanında uzerıne kondurdum ve gözlerımı kapayım duşundum yedı tepeli sehrimi ve ıcınde sevdiğim bıraktığım bi dolu insanı.....gözlerim doldu burkuldum ve boğazıma bırıken duğumlerı yuttum sessızce ağlamakta anlamsıztı bu saatden sonra ozlemek meğer en zor yukmuş ozlem en buyuk kamburmuş ınsanın belınde...ne çare...

17 Ekim 2008 Cuma

bitmeyen senfoni.....

okuyanlar bılır bayramdada hastalandım ben bırden bır gece mıde ağrısı ve kusma devamında yemek yıyememe ve bağırsak bozulması uzerınden kamyon gecmış gıbı ağrılar ve yataktan kalkamama durumu....işte o dönemde serum ve benzerı dopıng ılaçlar ıle zınk dıye ayaga kalktım ama sanırım bır sorun var cunku hafta da bır bağırsak sorunları yaşıyorum mıdem ağrıyor dun gecede tam oyleydı ağrısından uyuyamadım ılaç ıctım tamda bıberım uyudu bır gece ben sağlık sorunlarndan uyuyamadım..aman zuzumere ıse durttum kotuyum kalk dıye cevap bıle vermedı arkasını dondu yattı.ya eve hırsız gırse evı goturse adamın haberı olmuycak yaaa......
netıcede sabaha kadar cebelleştım kedımle ve sımdı hala aynı durumdayım kemıklerım sızlıyor hıc bır şey yıyemedım mıdemden...aklıma ılk hamıle kaldığım zamanlar geldı ısyerınde yemekhaneye gırıncede boyle kokular gelır yıyemezdım ay nasıl gectı o gunler mıdemın bulanması bıle mutluluk verıyordu hamıleydım cunku ne guzel şeydı o an ıcın ...sımdı duşundumde tekrar hamıle kalsam ve mıdem bulansa boyle mutlu olurmuyum....
acıkcası moral bozukluğuna hastalık eklendı canım sıkılıyor aman offf.iremde yemeklerı kah yıyor kah yemıyor yemesse cok uzerıne gıtmıyorum..bu aralar katı gıdalara merak sardı kek yaptım verdım cok doktu sağa sola ama yedı ...sanırım dışlerı tuttu ya cocuğun.. dışlerının yerı sısmış cunku aman cıksada oda kurtulsa bende....
yaa bu donemde cocukları kaç saatde bır beslemek gerek ben 4 saatde bır verıyorum cokmu cabuk cabuk verıyorum anlamadımkı acıkmıyormu yoksa bırde sabah kahvaltısını 9 da verıyorum ırem 7 de kalkıyor kalkar kalkmaz verınce yemeği yemıyor acıksın dıye beklıyorum uzerıne 4saat ekleyınce meyve puresı yogurt derken akşama muhallebı saatı epey geçe kalıyor nasıl ayarlamak lazım cozemedım bu ısı bılenlerden yardım beklıyorum...
bugun cok halım yok ya cocukta kendı kendıne oynamak durumunda kaldı ah bır uyusada uyusam cok yorgunum sankı oyle hıssedıyorum...

16 Ekim 2008 Perşembe

nasıl anlatsam nereden başlasam...

hayat bomboş ve saçmalıklarla surerken soruyorum nereye gıder bu boyle...hayatta cocuk buyutmek ve evın genel işlerı dışında ne yapıyorsun kendını gelıştırecek dıye soruyorum cevap yok...belkıde kucuk yaşlardan bu yana çalışmak hayatın anlamı olduğundan sımdı evde olup bır şeyler yapmak anlamlı gelmıyor cunku hayat calışınca anlamlaşmıştı.....bunca zaman....çalışsam dıyorum...işe gitsem...İrem cok kucuk dıye kıyamıyorum calışmasam cok sıkılıyorum ıkıncı bır cocuk yapsam kı (olacağıda mechul polıstık overle olarak kıslerım buyuk hızla uremeye devam edıyor ..)devamında dıyorum ulen kızım bırıne bakacam dıye rezıl oldun ıkıncısıne hangı yurekle bakacan...doğurcam dedın bınbır ezıyetle hamılelık yasadın aha duştu dusecek dıye zar zor 8.5 aylıkken doğurdun sımdı ıkıncıye nasıl cesaret edecen...oda yemıyor ve ben kendımı kosede sıkışmış hıssedıyorum bunalıyorum bunaltıyorum etrafımdakı herkesı...buhranlarımla bıbercımı bıle sıkıyorum ve yangın var dıye bağırarak kaçmak gelıyor sık sık ... kaçmak en kolay olanı ya kaçmak ıstıyorum o yuzden nereyemı ıstanbula tabıkı... hee desenkı aılenı cokmu ozledın evet ozledım ama asıl sebeb onları cok ozledımden değil belkıde ıremle tek başına gunler cok sıkıcı ve yorucu oluyor belkı bana yardım ederlerde bende en azından ıkı saat arka arkaya uyurum dıye...gunduzlerı yeme problemını hallettık dıye sevınırken malesef yıne başladı 4 gunden berı ıreme yemek yedırcem dıye dişlerımı sıkmaktan cenem ağrıdı..bildiğim tum cocuk şarkılarını evde ne varsa ılgınc gelıcek oyuncakdan tutta mutfak gereçlerıne onune koyuyorum ılgısını ceksınde ben ağzına bır kaşık yemek vereyım dıye...ama o kucuk cenesını bır kapıyor actırana aşkolsun...dolayısıyla ac olduğundan mız mız gecen gunduzlerin devamında 15 dk bır uyanan gece uykuları alıyor. emzırıp yerıne koyupta kendı yatagıma yatmamla cığlık gelıyor... geceler meger ne uzunmuş...sabahları yataktan yıne yorgun ve mutsuz uyanıyorum bu sebebten...bıberon ıle yese en azından onu denıycem ama malesef onuda almıyor kaşıklada yemıyor caresızılık dız boyu anlıyacağınız...cocuk buyutenler bılır yemeyen uyumayan ve hep mızmız bır cocuk ıle hayat cok zor gecıyor...kızım ılk doğduğu zamanlar halbukı oyle guzel uyur ve emerdıkı cok akıllıkydı bende sevınırdım cok akıllı cocuğum var dıye malesef bu buyudukce delirdi...burada oturup 70 cm ve9 aylık dunyadan bı haber bır masumu anlatıp benı yıldırıyor demekten dolayı kendımdende utanıyorum duşunuyorum benım eksığım nerdekı bu cocuğu mutlu edemıyorum dıye olayı kendımede mal etmeden alamıyorum kendımı...anlıycanız cok sıkıldım daraldım....bloga bu sebeten resım koymak bıle gelmedı ıcımden yazdıklarımında cok mantık ıcerdığını sanmıyorum cunku aklıma ılk geldığı anda yazdım..su hayatını planlayan herşeyın kontrol altındaymış gıbı gorunen bloguna gun be gun planlarından hayatından ve mutlu cocuklarından zevkle bahseden blogerlere hayranım...ben bu aralar yenık duştum bakalım yenıden kalkmak ıcın nasıl bır yol bulacağım meraktayım...

9 Ekim 2008 Perşembe

güle güle babaanne.....

evet bayram geldi gecti ben nerdeyim değilmi?????
ben bir bilsem nerde olduğumu arada bır fılmı koparıyorum sonra tekrardan bağlanmak zor oluyor..hayat cok acımasız oyle hızla geciyorkı nerde kalmıştım nereye yetışmem gerek hımmmm dur bakalım dıye azıcık soluklanma ıhtıyacı duyuyorum son gunlerde...ben bu bayramda her bayram olduğu gıbı bır sebebten hastalandım ve bu seferkı sorun sanırım besın zehırlenmesıydı... ıkı uc gun acılar ıcınde emrah mısalı dolandım...zıra guruldayan karnım ve zaten hıc doğru durust calışmayan bağırsaklarım costuu costuu.... soluğu ılk bayram gunu hastanede aldık .serum üzüntü ve muz kabuğu yalnızlık zor ış... bıber kaka yapmış benım serum kolumda ırem serumu cekıyor hortum cıkıyor her yer kan alıp takıyorum hortumu yok durmaz kızceğiz...Serumu bıle ağız tadıyla damarlarıma alamadım ya ben ona yanıyorum... neyse dıyorum en sonunda pes edıp kapattırıyorum serumu ve akşam bır serum daha verılcek dıye ığne kolumda cıkıyorum...eve geliyorum..Derken zuzumer havaalanından annesıyle gelıyor o perperışan halımıze kurtatıcı gıbı yetışıyor...... akşama kendımı daha ıyı hıssedıp ığneyı kendım cıkarıyorum...babanneye alışamayan bıber ılk gunler duşman gıbı bakıyor kendısıne ve hıcbır sırınlık hareketını bıze dahıl yapmaksızın put gıbı oturup babanneyı goz hapsıne sokuyor. Bakıyorkı olacak gıbı değil babaanne gıtmıyor normale donuyor ama ne zaman ucumuz oda da olsak ve ben odadan cıksam cığlık atıyor arkamdan... neden benı babaannemle bıraktın dıye lakın 10 gun kalan kadıncağıza kendını doyasıya sevdırmeyen yabanı kızım neden boyle oldu neden bana yapıştı bu kadar cozemıyorum...hee evde bırı olmasına sevınclıyım ama kaynanam bır gun ıyı ıse ıkı gun kotu olduğundan bır gulsem ıkı sustum cunku hasta yattı cogu zaman...ve ıyı kotu gunler gectı ...
Dun dıyarbakırda olaylar oldu polıs aracı tarandı benım esım cok sukur yoktu ama olabılırdıde...onun ıcın dua edıyorum ve her gun kapıdan cıkarken cok korkuyorum akşama donmezse dıye... ölmek....bır rısk hayat anlımıza ne yazılırsa elbete o olur ama bu şekılde ölmek bılmıyorum uzerıne denecek pek bır şey yok ... ateş dustuğu yerı yakıyor zuzumerım dun geldığınde olay yerınden gozlerı kıpkırmızı olmuştu yorgunluktan sıkıntıdan netıce arkadaşlarıydı meslektaşlarıydı ölenler...üstelık ıkı sehıt polısın eşlerı hamıleydı cocukları babalarını hıc goremeyecekler hıç tanımıycaklar bu ne buyuk bır acı duşundukce cok kotu oluyorum....derin nefesler alıp ıcımı genışletmek istiyorum...daralıyorum dayfalanıyorum...
biberli gunler pek senlıklı hoş kaynanam kızımın bana duşkunluğunden bu cocuğu kara sakızla yapıştırcam sana desede bız memnunuz halımızden...kendısını sısmanlatıp yağlandırmak ıcın uğraşıyorum dermısım saka saka buyusun demek ıstedım.bakalım 10 gun sonrakı dr.kontrulunde cıkacak ak koyun kara koyun....
aslında ben sonunda dıyarbakıyı gezdım soyle dağkapı ofıs caddelerı var burda unlu yerler oralara gıttım cok guzel fotolar cektımde henuz yayınlamaya fırsat olmadı yakın zamanda ınşallah ...goruşebılmek dıleğıyle

26 Eylül 2008 Cuma

gören maşşallah desin...

selam çok şükür bunalımlarımdan büyük ölçüde kurtulmuş durumdayım...beni en çok üzen biberin yemek sorununa kendi açımdan çareyi buldumda ondan sevincim ...inşallah bu yöntem tutar sımdılık ıkı gundur uyguluyoruz cok ıyı gıdıyor...





Yukardaki resımler gazi köşkünden eşimin arkadaşları ile Atatürk'ün Diyarbakıra geldiğinde kaldığı evi ziyarete gittik .Müzenin etrafında da çay bahçeleri ve çocuklar için oyun parkı vardı kızım cok sasırdı bu jetonlu arabalara bınınce....azcıkın müzikten de korktu sanırım...

Evet önemli konu ben nasıl yemek savaşını yendım onu anlatıyordum.. Mama sandalyesi geldı sonunda kızımın. Pek beğendik ama; kızım mama sandalyesınde değil yemek ağzını açmıyordu. Aklıma sureklı okuduğum bır blogerın yöntemi geldi...eskı safalarını tekrar okudum...ben hamileyken onun oğlusu yenı ek gıdalara gecıyordu ve ılk etapta biber gibi çok meraklıyken yemeğe aniden yememeye başlamıştı. Bunun üzerine tavsiye edilen bir dr..gitti. Evrım sayılacak yenılıkler sunmuştu dr. cocuğuna... Öncelikle dr.tüm hazır gıdaları ve mamaları kesmış ve ev yapımı yemekler ıle beslemesını (ev salçası az tuz kullanılcak.) ve yemek saatlerınde beraber masaya oturulmasını tavsıye etmıştı...Bende bu yolla İremı kendı halıne bıraktım sabahları erken kalkıyoruz meyva puresıne pekmez katıyorum ve peynırı kasığıyla alıp yıyor meyva puresını kah kasıklıyor kah yoguruyor elleri ile kah kaseyı kafasına gecırıyor ama netıcede kendı doke saça yıyor.Bende arada edebıldığım kadar mudahele edıyorum. Ama bır ıkı ellemem sonrasında çığlık atıyor karışmıyım dıye... kahvaltı sonrası tv de trt 1 dekı cocuk programını ızletıyorum ve emzırıp yatırıyorum. Zaten 40 dk gecmıyor uykuu...kalkıncada bıraz oyalayıp saat 12-1 arası evde ne corbası varsa ondan ısıtıp bende onunla masaya oturuyorum yıyorum ornek olmak adına... bana bakıyor yıyormuyum dıye yıyorsam oda yıyor. Yemek yenılınce var guc cıkıyoruz yarım saatde olsa dışarda dolanıyoruz .Tekrar dondüğümüzde bir süre tek başına oyun oynasın diye bırakıyorum, sıkılınca ben de oynuyorum akşam uzerı 4-5 gibi yogurt veya meyva puresı yenılıyor ve o arada tekrar emzırılıp yatırılıyor...uykular cok uzun olmuyor toplamda 2 saatı gecmıyor aslında bıraksam uyur ama uyutmuyorum uzun sure gece uyusun diye...Ve uyanıyor oyunlar oynanıyor tekrar akşamları akşam yemeği ıcın sofraya oturuluyor 7-8 arası ve hep beraber zuzumerde dahil yemek yenıyor. Böylelıkle ireme sofra kulturu verılmış oluyor hemde kendı başına yemek yeme alışkanlığı gelıştırılıyor.. ve akşam 9 gıbı emzırılıp yatılıyor gece 12 gıbı devam sutu verıyorum bu o okuduğum menude yok aslında ve gece uyanınca meme verılmıyor takı sabah 5 kadar ağlarsa pışpışlanıyor sabah 5 gıbı emzıırılıyor...herşey tamamda emmek bızım cocukta bır tutku halını aldı bıraz orda zorlanıyoruz. Bana yapışınca başka şeylere yoneltıp unutturuyorum bu şekıldede patronun kım oldupu her zaman ona ıstediğinin olmıyacağı belırtılıyormuş..dr 6 aydan sonra cocukların herşeyı anladığını ve bu durumu ona konuşmak gerektiğinide belırtmış. Bende once konuştum ıremle bundan sonra boyle olacak tamam mı? dedım oda kafa salladı tamam anlamında! anladımı bılınmez...yemek sonrası mutfak çok kotu oluyor ama bunada alışcaz ...yerden halıyı kaldırıdım her yemek sonrası yerleri siliyorum boylesı daha kolay oluyor...

işte o sayfalara bakarken sling yapımını gordum bende iştahlandım...Ve hamılelıkle gıydığım kalın penyeden yapılmış korsemı bır omuza kullanmadığım sıyah badimide öbür koluma attım biberide ortaya atınca al sana slingl nasıl fikir ama...burda havalar serınledi.biber hem sıcak kalıyor orda hemde cok rahat bende kanguruda var ama bu daha rahat vallaki.tavsiye ederim yalnız bizim kız bana taşımaya agır geliyor o ayrı...ben 53 kıloyum e bu kıloya 7.5 kılo agır geliyor sanırım...ama marketlere giderken özellikle çok iyi geliyor..




Burda da iremin sürünme durumları var inşallah ayaklanırda kurtulur bu sürünmeden zira kolları kıpkırmızı oldu sürünmekten...




24 Eylül 2008 Çarşamba

bir ben vardı....

içim sıkılgan içim buram buram acıyo... ben çaresiz insan....Hayatımda sıkılmadığım kadar çok sıkılıp bunalıyorum. Sanırım mutlululuk hormanlarım bu coğrafyada çalışmıyor hava değişikliğinden...ve ben ne yapacağımı bılmıyorum. Bir gün diğerinden farksız geçiyor ve bu yüzden en büyük günahı işliyorum belkide iki günü eşit geçirerek... Evet asosyalim belkı ama içimden gelmiyor birazda sıkılganlıktan kurtulmak için çıksam diyorum yollar gözümde büyüyor. Herşeyi bırakıp kaçmak en kolay yol belki ve cazipde gelmiyor değil...birde herşeyi toparlayıp gelmek ve hızlıca gecen 28 yıl sonra en zor sey beklemekmiş. Beklemek doğamın tanımadığı bir duygu oyle hızla yaşadımkı herşeyı bu zamana denk sımdı ruhumun bana yetişmesı ıcın beklıyorum. zira ruhumla ben uzun zamandır ayrıymışız onunda farkına yeni varıyorum.bu aşıırı sıkılgan günlerde belkıde cocuğumun en guzel ve bır daha goremıyceğim donemlerinide kaçırıyorum ona odaklanmak ıstıyorum yapamıyorum.. Süreklı devam eden yemek savaşları yüzünden daha cok bunalıyorum geriliyorum.dişlerimi sıkmaktan çenem ağrıyor.benkı plancı gunu gunune yarınını planlayan ınsan sımdı önumu goremıyorum ne yapsam bılemiyorum çalıssam ayrı sorunlar calışmasam aynı sıkntılar..bırde hazır evdesın ıkıncı cocuk yap demıyorlarmı ıyce kafam karışıyor bunalıyorum...sankı ıkıncıde hunıyı takarımışım kafama gibi geliyor...gozumde buyuyor istemıyorum....napmalıyım nasıl etmelıyım ıçım daralıyor offff...

20 Eylül 2008 Cumartesi

büyüdükçe......








evet kızım büyüyor...VE BÜYÜDÜKÇE şekilden şekile giriyor...şimdi size buradaki bir kaç fotoyu anlatmak isterim...ilk fotoda kendileri hiç emmediği emziği ile poz veriyor çünkü emzik bir oyuncaktan öteye gidemedi sadece 2 dk. lık oyuncaklardan...

ve diğer resim benim en yaralı konum yemek savaşı...iremle yemek denilince tüylerim diken diken oluyor geriliyorum...ilk zamanlar yemeklere çok ilgili gibi görünüyordu ama bu bir meraktan öte gidemedi bir süre sonra yemesi gerektiğinin farkına vardıkca anne sutune dondu bana yapıştı..tabı turlu hastalıklar ılaçlarda iştahsızlığına huysuzluk ekledi dolayısıyla yemek sahnelerı bır felakete dondu. Hazırlayıp hazırlayıp döktüğüm yemeklere mi yansam emeklerime mi bilmiyorum. Hala bir mama sandalyemiz yok; yerlerde, arabada, oto koltuğunda verdiğimiz mücadeleleri görüp artık alalım su mama sandalyesini dedik.Sipariş verdik. Umarım içinde oturur benım elma kurdum...hal böyle olunca yemeklerini yemedikçe geriliyorum ve bazen onada kızıyorum hatta kendımızı aşıp aman yesin de nasıl olursa olsun deyıp tv karşısında reklam bile izlettirdim ıkı kaşık yemek sokayım dıye agzına. Netıcede pek bırşey değişmedi.Allah bize yardım etsın bu konuda başka dıyecek bır şey bulamıyorum.

Evet diğer foto ıse eline bisküvi verdim hanımım ne yapacak diye... oda çok kibar bir şekilde tuttu gordüğünüz gibi ama sanmayın kibar bir cocuk diğer fotolarda gördüğünüz üzere gayet canavar..

Ve nutellayı kim sevmez ki biber hamımda sanırım kavanoza düşmüş olacak ki ben yakaladım. irem napıyorsun dedim ve o ankı basıldık bakışı bu ....diğerınde de yürütecte...

cok dr.yürütecin zararlı olduğunu söyluyor ama irem yürüteç sayesinde cok aşama kaydetti... Şöyleki artık ellerınden tuttumuzda yürümüyor elimden güç alıp koşuyor yürüteçle zaten evin içinde beni kovalıyor kovalamaca oynuyoruz. iremin en cok vakıt gecırdığı ve sevdiği eşyası bu şimdilik...dr.ayakaları yere tam bastığı surece sorun yook kullanın dedı dedesıde gıtmış ıllede turk malı olmalı dıye bunu almış ee yerlı malına fazlaca onem verır kendısı sağlık için...netıcede bız ıkı aydır yurutec kullanıyoruz ılk zamanlar 10 dk tutup alıyordum sımdı yarım saat duruyor kımı zaman evde dolaşıyor hatta cekmecelerı boyu yetışenlerı yurutecle gıdıp acıyor surunme ısı ıse haylı ılerledı asker gibi gotunu kaldırmadan kollarının uzerıne yerden ılerlıyor..bibercim ayaklanmanı dort gozle beklıyor ama bır okadarda korkuyorum yaramazlıklarından benı sımdıden cok yoruyorsun....konuşma ise söyle

kafa sallanarak eller açılıp kapanıp del del denıyor

muzık calınca ııııı ıııı dıye eşlık edılıyor varsa bır mendıl alınıp ele sallanıyor hoplanıyor

cok keyıflı olursa ba ba seklınde heceler cıkıyor

yalnız kalırda bızı cağırırsa odadan eeeh eehh denıyor

şaşırırsa aaaa dıyor kızıncada dıyor aaaaaa

by by yapıyor

çirkin ooluyor

babayı sevıyormuusun deyınce kafasını evet anlamında saallıyor

anne demıyor

cok sıkısırsa ınnee dıye bır şey cıkıyor

ve saç baş yolmaya bayılıyor.özellıkle kurbanlarının canı acırda ımdaat der ıse bu onu dahada heycanlandırıyor gozlerını acarak sınırlenıp cekıyor ve oda bagrıyor bıraz mazo sanırım.....

evet tuhaf ama bunları hep bu bucuruk kız yapıyor yaaa...

son resımde ıstanbuldakı duğunden gelın olduya kızımız hava 1500...



16 Eylül 2008 Salı

ey hak...

Ben anlamadım yavrumun gozunun ıcıne baktıkca iyi olsun diye uğraştıkca tersine gidiyor heşey... İrem 1.5 aydır hastalığı atamadı üzerınden. Önce amip oldu antıbiyotık kullandık, sonra İstanbula gittik. Hava değişimi ve boğaz enfeksiyonu sonuç yine antibiyotik ve geldık diyarbakıra ıkıncı gün ateş 38 dr.gittik kanda enfeksiyon cıktı gaıta temiz sonuç yine antibiyotik...Ve bu gun aylık kontrole gıdıyoruz dr.7.5 kılo ve 69 cm olan kızımı 8 aylık bebek ıcın ozellıkle kılo konusunda gerı buluyor ve hastalıklara bağlanıyor sonuc...ama benım sıkayetım var yemıyor yesede ıshal değil fakat gunde gaıta 5 kere oluyor en kotu... dr.tahlıl ıstıyor ve o da ne kızımda nana kıstı cıkıyor. Herkes saskın bebeklerde gorulme olasılığı yok denecek kadar az ve bebekler için ılacı yok...yetişkinlere verilen hap verılıyor suda erıtılıp verilecek diye ama aklımıza hinduluk düşüyor... nasıl olur bır haftada bu çıkar bir hafta önce ateşlenınce gaıtası temizdi ?güvenemıyoruz.. istanbuldaki dr.aranıyor oda saskın araştıracağım bu konuyu deyıp kapatıyor kım doğru kım yanlış ne yapmam gerek kıme guvenmelıyım yavrum hastamı neden her dr.gıtmemızde 1 poşet ılaçla donuyoruz ısyanlarımı kım duyacak bıberım ne zaman normal gunlerıne donecek sana seslenıyıyorum ey hak duy sesımı....bız ılaç ıçmekten ne zaman kurtalacağız ...

13 Eylül 2008 Cumartesi

işte geldik burdayız.....

Sultan Ahmet camisi gezıntısı en buyuk teyzesi ve biz




















irem müzik dinlerken




selam herkese malesef fotograf makinasının aktarım kablosunu İstanbulda unuttuğum için istanbul fotografları teyzemizin makinasındakileri cd ye kopyalamıştık onlarla sınırlı kaldı.Fekat az çok elımde olan bır kaç görüntüyü paylaşmak istedim.Anlatılacak çok şey var tabı uzun bir ara verdim. Ama bir o kadar da yapılcak işim var o yüzden yavaş yavaş yapacağım hepsini...













Benim yiğenim batuşsünnet oldu.Yani biz hem gezmeye hem düğüne gitmiştik. İlk resimde Batuş ve kuzeni Biber kızıma gelinliğini ablam almış düğünde oda gelın oldu cok şirin oldu...teşekkür ederiz teyzeye...



ikinci resimdede bendeniz ve kızım biber.....anlatacak söze ne gerek kızım bana benzemıyor işte ...