27 Kasım 2008 Perşembe

biri bizi gözetliyor...



Bu aralar Internet dünyasına msn’e ve görüntülü konuşma olayına kısacası teknolojiye takığım. Hem de öyle böyle değil. Evet teknoloji iyi bir şeyde abartmamak lazım kanımca…
Benim aile ve zuzumerin ailesi bana Allah Allah illallah dedirtti sağolsunlar… önce olmadık zamanda veya saatte arıyorlar sonra illada internete bağlanıp iremi görelim diyorlar. İrem ise fazlaca hareketlendi. Bir dakka aynı yerde tutmak nerdeyse imkânsız. Durum böyle olunca; biz alıp alıp ekran karşısına koyup bin bir şaklabanlık yapıyoruz. Kızımıza hadi yavrum çirkin ol babaannaye dedeye ananeye teyzeye amcaya velhasıl çocuk iyi ki çirkin olmuş yedi sülale görmek istiyor. Dahası ekranda kızın eline mendil verip halay çektirmeler mi, elinden tutup bakın nasıl hızlı koşuyor, yere bırakıp aha da asker gibi sürünüyor diye çocuğa olmadık işkenceyi yapıyoruz. Büyüdüğünde tüm bunları anlatınca sanırım benden ve sülalesinden nefret edecek neden beni maymun ettiniz diye… Aslında maymun olan o değil biziz… Anne ve babası olarak türlü maymunluklar ediyoruz çünkü bir şey yaptırmak için…
Aslında konu iki ailede farklı ilerliyor benim ailem işi ciddiye alan kısım ekranda… Evde kalabalık her 15 dk. bir adam değişiyor. Önce erkek kardeşim açıp ne haber nasılsın diyor ve işi olup kısaca bir merhabalaşma ile gidiyor. Sonrasında en büyük ablam geliyor. Oda ne haber nasılsın diyor. İşte ilk 5 dk ne haberleştikten sonra tam konuya girecekken çocukları durmuyor ve kızıp çocuklara kalkıyor. Ardından ortancı bekâr ablam; oda ne haberleşiyor zaten onla konu bulup konuşmak imkânsız gibi… Ve ardından annem oturuyor herkes ne haber nasılsın diyor ulen en başta dedim ya ıyıyımmmmmmm… Neyse annem beni görünce kesin fazlaca duygusallaşır bu arada bir konu üzerine konuşabilmeye başlamışsak şanslıyız ama babam gelir muhabbetin ortasında konuya eder. Kızım nasılsın yavrum der yağ baba dedim ya iyiyim işte iyiyim neyse annem kaçar babamla konuşmaya başlarız. Derken İrem durmaz çok konuşamadan hatta ne haber nasılsın dışına çıkamadan biter görüşmemiz. Bizim cephe çok kalabalık işler böyle yürürken zuzumerin evin de durum çok daha farklı…
Onlara göre web cam olayı bbg evi gibi konuşmaktan çok izlemeyi tercih ediyorlar genelde biz tv izleriz. Onlarda muhabbet yok denecek kadar az ama bir göz ev halkının hep bizim üzerimizde. Evde canları istedikçe konuşurlar ama konuşmalar şöyle olur halılarımı değiştiniz tülleri yıkadınız mı? Eviniz sıcak mı? bugün ne gıydınız eatnes neden tişörtle ev soğuk değimli banyomu yaptın… her şey çok dikkat çekici sanırım evde yada izleyenler çok dikkatli bilemiyorum ama akşam oldu mu evde yanlışlıkla ters konuşacam diye susmayı tercih ediyorum.
Zira birileri sizi hep gözetleyince söyle yayılıp oturmak bir yana ossurmak bile kabahat ayol ses gidecek diye….
Günler işte yuvarlanarak ve izlenerek geciyor. Zuzumer de bayramda benimle gelecek sanırım biletlerini aldı. Zira su ekonomik krizde tamda krizzadeler olarak bakmadık boyumuza birde büyük çapta tatil olayı çıkardık ya bravo diyorum kendime ve kocama… Umarım bu cırt cırt çektirdiğin kredi kartlarını cırt cırt da ödersin beyim ne diyeyim… Çalışmamak çok kotu bir duygu kendimi bazen asalak gibi hissediyorum. Evet, okuldayken öğretmen asalakları anlatırken bizleri öğrencileri örnek vermiş ve ailenize bağımlı asalaklarsınız demişti ne bozulmuştum. Ondan sonra asalak olmamak için mümkün mertebe yaz tatillerinde çalıştım ama anlattığım zaman su kadar yıl çalıştım diye niye salak mıydın diyorlar demek ki çalışmanın adı da bu…
Benim masum kızım biber hanım gündüzleri değme şirinleri yaparken geceleri 12 den sonra tek dişli bir canavara dönüşüyor. Önceleri yatınca her saat başı kurmalı saat gibi kalkıyor, sonrasında saat 3 de de 3–5 nöbeti için tam kalkıyor. Gözler cin gibi baksanız… Durmuyor bir yerde. Uykunun en tatlı yeri benim gözler açılmıyor; kız kıkırdıyor oynamak istiyor. Delirmemek içten değil çıkamadı bu diğer dişler çocuğun. Damakları gördükçe içim parçalanıyor. 3 diş aynı anda yarışıyor çıkayım diye ama çıkanda yok en garibi… Bu huzursuzluk ne olacak böyle bilmiyoruz…
Eve yaza yaza çenem düştü yemek yapmak lazım kocaman koca gelecek yahu

21 Kasım 2008 Cuma

uyku girdi bedene...

evet bızde 1o aylık kontrole gıttık bır ayda o kadar ıstah acıcı surup ve ek vıtamıne karşılık 400 gram kılo almış ve 2 cm boyu uzmış yani dr.soylemesıne gore ortalamanın %25 altındaymış hala..tabı zamanında yemedı hastalıktı derken bır açık oluştu ve bunu tamamlamak su sıra zor gozukuyor cunku dr.soylediğine göre 3 diş daha yoldaymış geldım gelıyorum seklındeler bende farkındayım ınşallah çabuk atlatır kızım bu donemı....Ben uzunca bir hafta hiç bir şey yapmadan geçirdim ve bugunde yine büyük yaş gurubuyla olan günümüze gittik yine bir sürü yemek vardı yedik.ama aklımı karıştıran diş buğdayı oldu. ben ocakta annem gelince yapacaktım ama burdan bir bayan bana diş buğdayı bekletilmez cocuğun dişi çıkınca onu yapıp dağıtılırki dişi kolay cıkarsın bu buğday işini eğlence olarak görme dedi. evet bir batıl inancı dile getirdi bayan ama aklımda karışmadı değil hani...ay yazarken uyku bastırdı bıraz kestıreyım bari..bu fırsatlar her zaman ele gecmez benım gece kusu biber hanım sabah 4.5 kalktı bende tabi onla kalktım osaat bu saat uyuma hayalı ıcındeyım.deliksiz uykus 12 saat nasıldı acaba....

19 Kasım 2008 Çarşamba

biberim 10 aylık oldu


ah benim biberim , cin kızım, kuzunazım... ah.... benim dünya telaşım arasında öyle çabuk büyüdünkü sanki 10 aylık bebek değilde genç kız oldun gözümde oyle değiştin bu kadar cabuk büyümek zorundamıydın sen meleğim... oysa daha çok yaşamak isterdim doya doya bebekliğini şimdi düşündükçe kızıyorum kendime sanki çok vakit ayıramadım gibi geliyor ev işiydi taşınmaktı derken... halbuki senın iiçin işten cıkıp 24 saat senle olduğum halde doyamadım sana bu ne garip duygu... annelik delilikmiş anladım ve senle deli olmak gibisi yokmuş... benim hayatımın orta göbeğine 28 yıl sonra gelip oturdun ve benle beraber babanın babaannenler annaanenler herkesin gözbebeği oldun... bu kadar zaman sonra gelip bunca ınsanı hayran bırakmak nasıl bir duygu bilmemiyorum ama biz ailecek kafayı cin biberimizle bozduk..bize evlat duygusunu yaşamayı nasip eden allahımıza binlerce şükürler olsun inşallah herkes tadar bu duyguyu..evlat sahiibi olmak apayrı bir şeymiş çünkü bizim zuzumerler evliliğimiz biberimiz olmadan önce evcılık oynar gibiymiş valla....

hayatımıza anlam katan güzel çocuk seni çok seviyoruz ve değil 10 ay 100 yıl sağlıkla sıhatle yaşa hep sev hep sevil hep sağlıklı ol inşallah ailene yarasır bir evlat ol anneni babanı uzmeden vatanına milletıne yarayışlı hayırlı bir genç ol inşallah...

ben seni pamuklara sarmalar sarar büyütürüm annelik böyle işte bir gün anne olunca sende anlarsın beni ben annemi anladım çünkü kuzum hemde çok iyi anladım....

18 Kasım 2008 Salı

...

bu gun yine sıyırtık kalktım yataktan fazlaca cındırıklı düşündüklerim beni korkuttu düşüncelerim beni çıldırttı yatmakmıydı çözüm uyumak geçirirmiydi herşeyi bilmiyorum uyumadım elime aldım bilgisayarı sümüklü böcek gibi hem burnumu cektım hem dinledim hem yazdım. evde herşey her yerde ben bir yerdeydim kızım uyuyor iyiki bu halimi görse korkardı heralde...


No english title - video powered by Metacafe

bugünde akşam oldu

İlgili aramalar: bugün - de - akşam - oldu - barış

15 Kasım 2008 Cumartesi

son haberler...

> Koşuyorum ama yetişemiyorum hayata yapılacak onca iş arasında nasıl vakit buluyorlar blog yazmayaI düşünüyorum. Gerçi bir dönem bende yazdım. Kafaya takılınca yapılıyor. Aslında yazacak çok şeyim vardı hatta dün gece yatakta bile düşündüm şöyle şöyle yazayım diye…. Şimdi aklımdan uçtu sanki hepsi…
Hasankeyif de geçen hafta felekten bir gün çalıp çok eğlendik. Hele de Ramazanın yerinde yediğimiz yemek harikaydı mağaranın içinde vadi manzaralı bir yerde oturduk..eee hazır buralara geldik gap alanını da gezelim değil mi??? Ancak yollar çok ıssız arada tırsmadık değil bir kurşuna yada yolumuza çıkacak ansızın birilerine karşı… neyseki kazasız belasız gittik geldik ağız tadıyla…
Apartmanda sürekli görüştüğüm arkadaşıma lojman çıktı. Aslında çok uzak değil 500 mt. bile var yok gideceği yer ama sıkılınca zırt diye gitmek varken bu durum iyi olmadı. Koca bir haftada yaptığım en iyi şey saçlarımı kestirmek oldu. Kısacık küt kestirdim oh çok mutluyum o uzun saçlardan kurtulduğuma her yere dökülüp ben deli ediyordu…
He birde bu hafta gelişen bir konumuz var bizim bayramda Ankara’ya zuzumerlere gitme ihtimali… işte bu durum ihtimal halinde bile sıkıcı valla… aslında bir yanım gitmek istiyor benimde iyi kötü görmek istediğim insanlar var tabi…Ama 12 gün izin alacak zuzumer ve 12 gün ben nasıl dayanırım bilmiyorum. Çünkü zuzumerin aşiret gibi bır çevresi var hiç bitmeyen misafir trafiğine birde bayram eklenince mutfaktan gece geç saatlere kadar çıkmak hayal oluyor. Zaten kaynanam bizim geleceğimizi duyunca yerini yapmış… Torununu alıp elini hiçbir şeye vurmuycakmış. E yeni gelinleri malum hamile ve çok nazlı… bu durumda iş de aş da deliye kalıyor yani bana…. İstanbul olsa anamın evi ah elimi sıcak sudan soğuğa sürmez ama nerde …
Yani Ankara da 12 gün tatil sadece zuzumere yarayacak arada yorulan ben olacağım tabi bunu zuzuya anlatmak zor o yüzden denemiyorum. Zaten Ankara’nın değil içine girmek bizimki uçakta bile havasını alsa tuhaflaşır… E memleketi ya daha bir kazaklaşır kazmalaşır…
Orta yere bağırır “anne ben akdereye gidiyorum… anne ben kardeşimle gezecem” diye lafları atıp saattlerce kaybolur… Aslında ortaya laf atması da anasına değil ben mutfaktan duyuyum diye gibi geliyor. Netice Ankaara Ankara güzel Ankara neden gülemedi seninle bu bahtı karar demek istiyor ve buram buram İstanbul özlemiyle sanırım Ankara’ya gidiyorum.
Kızımın ikinci dişte yolda sanırım iyice şişti ama henüz diş hediği yapmadık annaneyi bekliyorum. Ben bu arada ikinci güne girdim yani apartmanda kızlar arasında yapıyoruz. aslında herkes bir şeyler yapıp getirecek o yüzden ev sahibine bir şey kalmayınca kolay diye düşündük. Çok bir tutarda değil maksat eğlence olsun diye yani… Allahım annem böyle günler ile uğraşınca bana kızım ben seni günleri koştur diye mi okuttum dedi kötü bir şeymi ki bu gün ya..
Neyse benim koca şahsı uyandı ve yemek sordu Allahım insanlar uyuyunca metabolizması yavaşlamaz mı bu nasıl bir karın tanriiiii tanrii hatta niiiiiii…..

hasankeyifde keyifli bir pazar

8 Kasım 2008 Cumartesi

çıkacak çıkacak diş çıkacak....

Evet çıktı çıkacak oldu olacak derken bizimde dün dişlerimizden sol alt dişi patladı… ancak kolay olmuyormuş bu diş hengabesi….Uzun zamandır geceleri ciddi uyku sorunları yaşıyoruz . Bende bu durumu dişe bağladım ve son iki gündür calpol veriyorum geceleri. Ama çok da ilaca alıştırmak istemiyorum. Fakat ilacı alınca uyuyor birkaç saat vermelimiyim bilmiyorum??? Üstelik üst dişleri de sanırım yakında çıkacak üst damağı öyle şişmiş ki benim canım acıyor görünce…
Ee tabi kızımın ilk dişini görünce de hediye almak bana düştü ama dünden beri düşünüyorum bulamıyorum ona özel bir şey almak istiyorum ne alsam acaba…
Onun dışında burada aynı apartmanda aynı yaş grubunda birkaç arkadaş edindim zaman zaman kafam dağılsın diye görüşüyorum. Ama çok da çekilir sohbetleri var desem yalan olur…
Kadınların dünyasını yani ev kadınlarını anlamak zor…önce bir kahve içelim diye çağırıyorlar bir gidiyorsun sen hariç tüm apartman var kahve çaya dönmüş yanında dolmalar mı dersin kısırlar kekler poğaçalar kurabiyeler turşular… aman şölen yeri gibi ortalık hop koca bir tabak tutturuluyor eline ve ye Allah ye her biri birbirinde şahane zaten oturmanın büyük kısmı ne yiyeceğiz yediklerimiz nasıl bunun tarifi nerden şeklinde geçiyor ve yeme sonrası konu malum kilolara geliyor. Herkes halinden şikayetçi yürüyüşler yapılıyormuş sonra daha da aşıp tartı getiriliyor ve Allah en zayıf benim 50 civarı kiloda olan yok hiç… Sonrada yürümenin bir faydası olmadığını daha çok kilo aldıklarını söylüyorlar…ulen yürümeye mana bulacağınıza az önce hüplettiğin tabağa sebep bulsan olmaz mı..yok o anı herkes unutmuş yemek normal geliyor…ve bu aynı sohbetler bir uca dayanmadan bir anlama ulaşmadan eklentileri ile devam ediyor sıkılıyorum kalabalıktan kaçıyorum koşarak eve….
Allahtan havalar sıcakta iremle kendimizi sık sık dışarı atıyoruz…
Ben ise iyimiyim bilmiyorum..hiçbirşey yapmayıp zamanını yetıştıremeyen bir biçare gibi hissetsemde umarım duzelecek her şey…
Umut fakirin ekmeği hayalde beleş kur dostum kur bu gemi ne kadar yüzecek…

2 Kasım 2008 Pazar

inadına inadına

burdayım efendim...kapanan bloglar her ne kadar beni önce boşluğa düşürse ve devamında yazma hvesimi ve ilham perimi elimden alsada döneceğim eski formuma biliyorum.çocuğum hala ve daha azgınlaşarak gün be gün canımı okusada eşim hiç evde olmasada ben kafayı her gün binkez yesemde yaşıyorum inadına...ve diyorum kı yaşamak lazım inadına inadına ama illede inadına yaşamak lazım...ayrıntıları en kısa surede girebilmek üzere hoşçakal bloğum.....
not:kızım çıldırdı lafı uzatamıyorum.....kızından magdur blogcu