19 Haziran 2009 Cuma

hasta olmakmı aman tanrım

işte bu hasta sözcüğünü hayatımdan külliyen çıkarmak istiyorum. Hasta olduğumu kızımın hastalıklarını yazmaktan bayağı gına geldi. Ama nasıl bir anneysem yada nasıl bir cocuğum mu var demeliyim ayda bir hastayız efendim. Düşünüyorum sorunun kaynağını bulamıyorum. Kendimi suçluda hissediyorum. Bir cocuğa bakamamak gibi geliyor olayın sonu kabaca; üzülüyorum. pazartesıden başlayan 3 günlük yüksek ateş sonucu 3 kez acil dr. larında bulduk kendimizi. Evet üşütmüş ve boğazlar ağır enfeksiyonluymuş. Amam dondurma yemez soğuk su ıçmez nerde üşüttü 35 derecelık memlekette. Off neyse en son yuksek ateş sonucu ağız ıçı komple aft oldu yara yani...
Sonuç iştahsızlık yerini yememezlığe aldı. ıkı gun su bıle ıcmedi. ve gece acılde serum bağlandı. uzayan çığlıklar sıkıntısından ağlamak ısteyen eatnes ama guclu olmak durumunda olan yıne eatnes. ilaçlar değişti evdeyız simdi ağrı kesıcı merhemler sürüp ağzına devamında yemek yedıyoruz binbir şaklabanlıkla. Antıbıyotık tedavısıne başlandı. inşallah çabuk gecer ınşallah biter bu son olur. Ama zor bir ıhtımal çarşamba gunu ankara ordan ıstanbula geceçeğim. dolayısıyla bır yerde olmasa diğerınde hava değişiminden kesin hasta olacak. ben cok sıkıldım bu hastalık ılaç durumundan hemde çok. Gunduz sabırla bakılıyorda geceleri sebebsizce ve gözleri kapalı bır halde sabaha kadar ınleyerek ağlaması ve kucağıma dahı gelmemesi beni çıldırtıyor. müdahele kabul etmeden sebebsızce yorulana kadar ağlıyor bayılcam artık.fenalık gecırcem elınde yanı ağladıkca içim şişiyor.
bu aralar hem cocuk hasta hem tatıle bavul hazırla hemde belkı evi taşıma umuduyla evı topla işlerinden çok yorgunum. Ama telim hep acık neden ulaşılmadığımı anlayamadım.
beni mimleyen yasmin suyun annesine teşekkürler...
evet bende baktım kızın dolabına ben türkiyeden cok birşey almıyorum. ayakkabılar nıke addıdas veya polarıs alıyorum kıyafetler motherchaıre. Çoğu kıyafetı londradan gelıyor ve oranın markaları oluyor. Arada teyzeleri istanbuldan da hoşlarına gıden şeylerı alıyorlar ama belli bir markası olmuyor.
oyuncakları markasız coğunlukla ama playscool da olanlar var. Aslında marka takıntım yok. kendimde cok markalı giyinmem ama kızıma sağolsun çok hediye geliyor dolayısıyla kıyafetleri bu sebebten markalı oldu. umarım büyüyünce oda marka takıntılı olmaz.
aslında pazartesi günü yasmin su ve annesi ile tanıştık. çok güzel bir kaç saat geçirdik. keşke son günlerdeki sıkıntılar olmasaydıda tekrar görüşebilseydik. Ama artık dönünce ınşallah.
bu aralar bende iki ayak bir papuç hıkayesi varda...ayrıca ıremın hastalığı sanırım gecıcı zıra benımde agzım yara oldu guzel yazmın suyu hasta etmek ıstemeyız. onun guzel yanaklarından operiz.
bende birilerini mımlemeliyim mesecinam ve ilke nın annesi sizleri mımledım. birazda sizden duyalım kızlarınız nasıl ve nereden giyinir .
Aslında garıp bır mımlenme sankı hava atar gibi bu mimlenmenın başı nasıldı acaba nasıl başladı inanın bende bilmiyorum.

11 Haziran 2009 Perşembe

bir ben bilirim kendimi..

bir ben bilirim diyorum ama bakmayın bu aralar işler zivanadan cıktı. eatnes yine bunalımın 2.devresınde motor ha yandı ha yanacak. kendimi eve kapadım kimseyi görmek istemiyorum. Hoş görüp anlaştığım muhabbetine doyamadım insanlarda bir elin parmak sayısını geçmiyorki.. her şey belirsiz olunca ben daha bunalıyorum. gecen sene bu zamanlarda tayın ısınden cıldırmıştım şimdide gezmek isteyıp plan yapamamam çıldırtıyor. kocası gıtmiş kafasına göre yazdırmış 25 hazıranda ızne cıkıcam dıye adamlarda tarıh değiştirmiyor kaldık tam ortada şey gibi... onla gitsem gezsem sonunda ıstanbula gıtsem ablamı (londradakı) ta temmuz sonu gelıcek nerden baksan bır 20 gun daha kalmam gerek. ee kocası bu kadar yalnız bırakmak ayrı sıkıntı ne yapsam bılemedım. planlayamadıkca da sıkıldım sıkıldım...dün sap sap kızımla parka gıttık benım can dostumu aradım kendısınden bır adet kopyalamasını hatta bu gidişle robinsonu bile geçebileceğimi söyledim. hani dışarda olmasam hönküre böğüre ağlıycaktım. ankarada hiç enerji toplayamadımdan burda hemencik sıkılıp dibe vurmak beni üzdü. bir insan yokmu yaa dedim. sesime bir ses geldi. umarım hayal kırıklığı olmaz bu umudun sonu...

8 Haziran 2009 Pazartesi

son günler



şimdi diyceksizinizki yaz günü bu bunalım ne diye....ama istanbulu ve aılemi çok özleyince bu türküde istemeden dudağımdan düşmez oldu...Artık anladım sanırım burada olduğum süre de benim hayatım aılemi ve istanbulu özlemekle geçicek... Şu sıralar istanbula'gıtmek için bir plan yapmaya çalışıyorum. Ama belki lojman çıkabilir taşınırız belirsizliği, belki eşimin görev yeri antalya olabilir bir kaç hafta diye olan söylentiler benim uçak bileti almamı engelliyor. Zaten alıp başını giden bilet fiyatlarıda ayrı bir sıkıcı durum. iş böyleyken allahım yoksa gidemiycek miyim istanbula öyle olursa doğumdan sonra gıtmem en az 1 yılı bulur diye düşünüp daha çok bunalıyorum. ee simdi ben dinlemeyimde kim dinlesin bu türküyü değilmi???
Burada sıcaklar bastırıyor gün be gün gelen giden arkadaşlarla vakitte geçiyor öyle böyle.. irem artk yürümeyi aştı tırmanya gectı.. önce olmadık yerlere çıkıp sonra ındırmem için ağlıyor. üstelik tam konusamadığından ağlayarak istiyor herşeyi buda beni cok sıkıyor. Dediğini anlamak imkansızlaşıyor. Bazen tansiyonum fırlıyor bu sebebten.. Karıştırma huyuda aynen devam ne bulsa döküp saçıyor sonrada kenara cekilip ay diye bağrıyor sanki kendi yapmamış da birde şaşırıyor küçük aklıyla... gitgide sirinleşen irem bir okadar cadılaşıyor anlıycanız. cocukları cok kıskanıyor benden. İlerde kardeşinide kısaknıcak ama umarım aşabileceği bir kıskançlık olur.
çok şükür geceleri uyuyor artık ama tabıkı su içiyor gece boyu kalkıp bır bardak sütü içiremiyoruz bir türlü... yemek işi ise aynı kavga gürültü....
işte son günler de böyle gecip gidiyor beklenen yaz geldi ama evden dışarı cıkmıyoruz sıcak dıye ne komık yahu halımız...

3 Haziran 2009 Çarşamba

irem hayvanat bahçesinde ve yaz fotografları


işte geldim burdayım

çok şükür döndüm hayata... ve yine diyarbakır merkezden sıcakmı sıcak bir yapışkanlı günden yazıyorum.. bilgisayar alemine uzak kaldığım bir ay kah ağlamaklı kah gülmekli çok badireli anlar yaşadım. en son ikili testi yaptırıp ankara gideceğimi yazmıştım. öylede oldu ama ikili test sonuçlarım 1:1250 çıkınca kombine risk bu kasteddiğim bazı değerler 1:100 kadar düşmüştü dr. 16. haftada üçlü testi bekleyeceğini ama neticede amniyosentez şart gibi görünüyor dedi. Tabi bende moral sıfırın altında ankaraya gittim. 20 gün kaldım orada. O süreyi beklemek sadece beklemek çok zordu benim için. Ankarada kalabalıkla birazdaha kafam dağıldı en azından... aynı ikili testi ankarada kadın doğum hastanesinde yenilettiğimde risk 1:3500 cıktı. Bu dr. ise sonucun çok iyi olduğunu belirtti. Anklarada ılk 5 gün iyiydik ama sonra önce ben faranjit oldum geçici değil soğuk algınlığı deselerde yataktan kalkamaz hale geldim ben biraz iyi gibiykende irem hastalandı. Burun akıntısı, öksürük. Gözlerde ankaradaki salgın hastalıkları kaptı mıkrop aldı. ıkı kere acil çocuga bir kere göz hastanesi acıle gıttık. Anlıycanız diyarbakıra döndüğümde bende oda 15 gün gecmesine rağmen halen hastaydık ve fazlasıyla çökmüştük. ee ne umduk ne bulduk olduk. Tabi geçiçi olmayan faranjit tüm ev halkını dolaşıp evdeki herkes antıbıyotık kullanıp bır kaç gunde yataklık oldular. Sorun sadece bızde değildi yani... işte bu hastalıklı gunlerde sadece 1 gun ıremle hayvanat bahçesine gittik bir gunde arkadaşlarımı ziyaret geri kalan günler evde yatar durumdaydık...
geldim diyarbakıra tabi bir hafta sonra uclü test için beklelenen an geldi ve testi yaptırdım. Rısk 1:260 çıkıyorduki dr. kesin amniyosentez diyordu...tabi ben bu sürede bol ağlamaklı anlar geçiriyorum moralim sıfırın altında londradaki ablamada çok ağladım bu dönemde..derken başka dr. gitme kararı verdik ve burada bir prof. özel hastanesine gittik. tüp bebek merkezi olan bu yerde benle cok ilgilenen hoca ultrason incelemesinde herşeyin çok normal olduğunu ama bır kez daha kendi laboratuarında uclu testı yeniletmek istediğini söyledi. neticede ordada sonuç 1:2500 çıkınca ben demiştim bu çocuk çok sağlıklı amniyosentezede gerek yok dedi. tabi zuzumer sevindi ama bende şüphe öyle çokki neden bu kadar farklı ıkı sonuç var dediğimde o hastaneyi biraz karalar tarzda konusarak kendi labaratuarını övdü ve tüp bebek yapıyorum ben burda yanlış olması ımkansız sonucun dedi. sorarsanız ikna oldunmu yüzde 75 derim ama sorun adamın güvenilirliği değil herşeyin altında bir şey arayan hindu kafamdan kaynaklanıyor....
işte tamda bunlarla uğraşıp kafayı yemek uzereyken londradakı ablam bana çok güzel bir süriz yaptı ve diyarbakıra geldi 6 gun ıznı vardı ıkı gun yollarda geçti ıznının ama ben uzulunce bana destek olmak için onca yolu aşmış gelmiş ne sevindim bilemezsiniz... onunla o sayılı gunlerde bol bol gezıp buranın en meşhur yerlerınde kebab yedık. şimdi ablamı yolladık ıremle ben yine başbaşayız. bu arada yeni gelen bebekde 4 aylık oldu ve kısmet olursa erkek olucak. benden yaşananların özeti böyle sımdı blog alemine dalmak için müsade.iremin son fotoğraflarını eklıycem tabi...