3 Kasım 2010 Çarşamba

çok zaman oldu...

çok zaman geldi geçti. Yazamadm bir türlü.... kelimeler dökülürken dilimden bir bir hayalgücümde yazdığım postları gerçeğe çeviremedim bir türlü... Ruhum binbirtürlü anı bir anda yaşarken ağlarken gülmeyi kahkahaların sonu hıçkırık olmasını öğrendim. iki çocukla delirmeden ve kendi kendine yetinerek yaşamanın zor da olsa olması gerektiğini öğrendim... işte böyle uzuyor liste...
tatil boktanmı boktan gecti ablam evlendi çok guzeldi. Ama bir yanım canım kradeşim yeni doğum yaptığından gelemedi ve hep boştu.. Gözlerim onu hep aradı ve ağladım kimi zaman o yanımda neden yok diye...
çocuklar anlaşmş gibi istanbula gidince bir hastalandılar ben kaldım 4 hafta orada biz 5 kere doktora gıttık. Her hafta bir hastalık cıktı enfeksiyon ateş grıp burun akıntısı oksuruk falan fılan...
bunlar alışmış dıyarbakıra nemlı hava azıttı hastanede yatmalar serumlar uykusuz geceler... ben bıle halıme acıdım tatıl değil ezıyetti sankı...
devamında ankara gunlerınde hastalıklar bıraz daha ıyiydı duruldu.bızde dınlendık dyebılırım yanı... Koca ızın kullandı geldi ama onlada cok bışey anlayamadım Umut Çınarın kulak problemı ıcın ıstanbul ankara arası dr. larda dolandık estekık amelıyatı taa 15 yaşında olacakmış. Bunu öğrenıncek durumumu anlatmam imkansız zaten... donuşte kırıkkale sıvas dolanarak ıstanbuldan dıyarbakıra geldık. Nedense bana cok yorucu geldi bu yolculuk. Bir daha tekrarlamak yada böyle denizsiz tatil, bir yaz istemiyorum. Sanırım bunalımlarım bırazda bundan. Ben postu güneşlendirmezsem rahatlayamıyorum anladım... Azıcık tuzlu su azcık guneş yetıyor valla bir yıl bana...
netıcede büyük bir umutla beklediğim tatil beklediğim gibi geçmeyince dönüşte hayal kırıklığı muz kapığı ve majorden maniye dönmüş bir depresyon beni bekliyordu.. dengeyi duzeltmekse aylardır hala mumkun olamadı malesef. beni cok rahatsız eden dızı fılm seklındekı ruyalarda azıcık sıyrılış olmak son gunlerın kârı oldu sadece.... Sürekli değişen ruh halim az daha tek düze durabiliyor okadar...
cocuklar ise çok değişti. Umut artık 1 yaşında vede yürümesede çok çabası var. Tutunup kalkıyor, sıralıyor ama çok yaramaz. İrem bir melekmiş bunu umutla anladım. Bir dakkika oturmayan bu cocuk ayrıca oyle gevezeki uyurken bıle konuşuyor sürekli... cok yırtıcı olduğundan ona ablası vahşi hayvan derken bizde kısaca saldırgan diyoruz. yani umut diyen pek az...
irem ise mıymıntıda muhalefetde kılıçdaroğluna bile şapka çıkartır. hayırlar hıç bitmiyor hanımın. kendisine kılıçdaroğlu bıle diyen var herkese hayır dediği için..
irem seni öpebılırmiyim;
hayır
neden seni seviyorum ben ama
öpmek eğlenceli değil;
ozaman umutu öpeyim
hayır
o niye
umutu öpmek hiç eğlenceli değil...
birde nedenlerle ılgili sorular neden neden adamı çatlatıyor cevap vermezsende
anne duıymuyormusun nıye cevap vermıyorsun sana dyorum anne diye bağrıyor..
allahım cocuklar büyüse bir dert büyümese ayrı..
kendine bir kreş beğenipte veremedim o yüzden evde malesef. ve çok sıkılıyor inşallah 36 ay tamamlarsa aklımızda olan kreşe gonderceğiz 36 ay altını almıyorda...
zuzumer ise aynı tas terane uğraşıyor ne olcak işte memur ailesiyiz uzamasakda kısalmıyoruz. oyle idare etme sanatımzı geliştirip duruyoruz.
bunuda bulamayanlar olur nankörlüğe ne gerek var deyıp bu posttan çekiliyorum.ınşallah bır sonraki postu daha çabuk yazarım......