29 Kasım 2012 Perşembe

unutmuşmuyum

Çok netti benim için hayat. Doğruda birdi yanlışta. Eğriler eğriyse düzeltme imkanı varsa düz olmalıydı. Belkide Diyarbakır da herkesin rengi çok belli olduğundan unutmuşum gri insanları... Dolambaçlı yolları ve birden fazla doğru cevabı olan soruları... Samimiyetler mi eksik insanlar mı değişti? Yoksa herkes cin olmuş da adam mı kalmamış çarpmaya kim kime dum duma öküz altında buzağı aramaca....

Eski arkadaşlarımla görüştüm hiç o eski tadı alamadım. Sanki herkes uzaya çıkmış ta ben dünyadan el sallıyor gibiyim. Geride hissediyorum kendimi çok eski çağlardan gelmişim gibi. Kafam mı eskidi? Bu jenerasyon mu ilerlerdi? Nedir bu karmaşık sinerji ohh tanrım...istemiyorum ben yapay şeyleri yaa sevmiyorum..

Güleceksem bir kilo havyar yemiş gibi içten olmalı gülüşüm... Karnım ağrımalı sancıdan, yanaklarım çekilmeli, kahkahalarım çınlamalı kulaklarda...
ağlayacaksam böğüre böğüre salya sümük küfür biri bin para...
ve öfkeleneceksem eğer haketmeli o adam o öfkeyi dobra dobra derim herşeyi

satacaksam anasını dünyanın satarım korkmam lafımdan sözümden.Ama oynayamam straji diye, tek ayak üstüne kırk takla atamam sevsinler beni diye...

ben bu gün iki kişi arasına girdim. iki kişinin arasına giren 3. kişiye b.. yemek  düşse bile ve ben aslında o iki kişiyi sevdiğim için yaptığım bunu yoksa zararın  dönüşü çok zor olacaktı.belki şimdi aralarındaki bu sırrı açığa çıkardığım için bana çok kızıyorlar ama zaten bu sırrın sırlık yanı kalmamış asıl bilmesi gereken kişi dışında herkes biliyor ve bilmemezlikten gelip görmüyorlardı. Bense bunu onlar gibi görmeyim dedim ama olmadı yapamadım. Sonunda asıl bilmesi gerekene söyledim. Üzüldüm söyledikten sonra hafifleyeceğimi sanıyordum ama daha çok içim sıkıldı... Belkide zuzumer haklı ben başkaları için çok üzüyorum kendimi....şimdi 2 günde bun  u düşünür üzülürüm ben...

21 Kasım 2012 Çarşamba

gittim gördüm gezdim gldim

Evet zaman geçti ta bu senenin şubat ayında yaptığımız Hollanda planları için. Beklentilerimin tam karşılığını bulamasam da Hollanda da yurt dışına çıkmanın atla deve olmadığını oradakilerin Avrupa şöyle böyle diye anlata anlata bitiremedikleri hayatını görmüş olduk.Evet güze güneşsiz pahalı bi ülkeleri var hoş anılar edindik farklı kültürlerle yemeklerle tanıştık. Çocuklar bunu ilerde hatırlar mı bilmiyorum ama ben eğlendim. Umutun ablasının okula başlaması ile  durumu kabul etmeyişi yerlere yatıp bende ablamla okula baleye gidecem diye ağlaması ve diğer inatçı hareketleri bizi pes ettirdi. Öyle ki artık onunla değil dışarı çıkmak gezmek yemeğe gitmek bize zulüm oluyordu restoranttan çıkmalar yerlere yatmalar sinir krizleri ve bizim bitmeyen gerginliğimiz sonucu soluğu psikologda aldık. Bize umut'un sosyalleşmeye ihtiyacı olduğunu söylediler. Bu sefer okul arayışı anan aşağı baban yukarı bir okula başlattık bu gün. Çalışacağım için zorluk olmasın sonra diye tüm gün başladı. Okula sabah 7.30 da servisle gidiyor. sabah üstünü giydirirken bana ben okula gitmek istemiyorum anne dedi.Uyur uyanık onu okula gönderiyorum diyede "seni hiiçç sevmiyorum anne" dedi. ee evlat işte atsan atılmaz satsan satılmaz sen beni sevmesen de umutcuk ben seni uzayın üst kısımlarına kadar seviyorum. irem de okuluna öğretmeni 10 günlük raporlu diye gitmiyor sanırım umut olmayınca çok sıkılacak..ama ben sevindim evde bana bir arkadaş olacak diye. iş arayışları bu seyehattan sonra hızlandı ama bir yerden ses çıktığı yok. bakalım vardır bir hayırlısı diye ablamın gelişini bekliyorum oda gelip gidince artık çıkar inşallah bir şeyler... şimdilik son haller böyle...zuzumer de okuzmer olma yolunda ilerliyor 80 kilo neredeyse yakında burnu köftelikten dolmalığa terfı edecek yanaklar göbek yine öyle ... nefret ederim şişko adamlardan....

9 Eylül 2012 Pazar

zaman geçiyor hızla ellerimin arasından

Bir gün sana anlatacağım bu blogu belkı yakında belkide çok iler ki yaşlarında amacım sana bir yazı bırakmak değil aslında ben hayatımı hep yazdım. yaklaşık 15 yaşlarında başladı bu hastalık. Aslında hastalık mı ihtiyaç mı bilemedim. Galiba en özgür kendimi ifade etme şekliydi bu benim için yazmak istediğin gibi dilediğine kayarsın dilediğine sayarsın... Ama hani günlüktür özel olmalıdır ya aslında özel günlük diye bir şey yokmuş bunu anladım. Sen yazdıklarını sakladıkça biri muhakkak bulur ve kendi ile ilgili iki çift sözde varsa tamam madara eder cümle aleme lise günlüğüm Bakırköy sahilde üniversite günlüğüm Lapseki de denizi boyladı bu sebepten...Baktım olmuyor sakladıkça ilgi çekiyor bende artık deftere bağımlı olmamaya karar verdim.Bir dönemde elıme gecen kağıtlara yazdım ama saklamadım yırttım attım. Sonra sonra bloglar cıktı.. Heerkes bir hevesle yazdı devam edense çok az bense çok yazamasam da ara ara iki kelam ediyorum işte. geceleri kendimle konuştuklarım ahhh bir cihaz olsa beynimi şuraya dökse asıl blog o zaman olur da olmuyor işte sabah kalkınca da her gün aynı savaş başlıyor...
iremim canım yavrum bana anneliği tattıran gözümün nuru seni sağ salim kucağıma alıcam mı diye ne endişelerle geçirdim 8 ayı doğdun 10 gün kucağıma alacağım günü bekledim o yoğun bakım odalarında.Seni izlerken babanla o camlardan   elleyememek ne zordu.. Öylece bakakalmak sen bize Allahın mucizesi olmuştun evimizin neşesi yüzümüzün gülen yüzü bebeğim nede hızlı büyüdün böyle 4.5 yaşındayım derken sanki istanbul'u fetih eden fatih gibisin sen daha çok küçüksün meleğim nasıl okula aldılar seni bende bilmiyorum. Bazen genç kız edalarına giriyorsun beni öldürüyorsun bu kadar küçük olup da o küçük kafana bu kadar çok şeyi nasıl doldurursun benim akıllı alımlı kızım seni çok seviyorum ne olur büyümek için acele etme ben ettim de ne oldu bak bir anda 32 yaşında oldum sanki hayat büyüdükçe ağırlaşıyor bazen omuzlarımda yaşlandığımı hissediyorum bazen eskisi gibi çıtır olduğum o 18 li dönemim geliyor aklıma o zamanlar keşke kendime daha iyi baksaymışım diyorum...Belki şimdi güneş lekelerim olmazdı...
Umut çınarı çapa hastanesinde kapalı kulak için tedavisine başladık. Muayene oldu ve beyin tomografisi çekildi. Önümüzdeki hafta sonuçları alıp dr. ile görüşeceğiz. İlk görüşmede Sırf kulağına delik açmak için 3-4 ameliyat gerekli dediler estetik zaten 15 yaşında sonra olacak... Sadece duyması için bile bu kadar çok ameliyat olması gerektiğini duyunca çok üzüldüm ağladım... Ama bu da umutla bizim hep beraber vereceğimiz bir sınav olduğunu düşünüyorum. Sabredeceğiz Sabredeceğiz Allah'a Sığınıp dua edeceğiz. biliyorum ki Bunu bize veren Rabbim dermanını da verir inşallah. Umut çok küçük nasıl olur nasıl yaparlar bilmiyorum.3 yaşına 1 ay var daha üstelik birde konuşmasında gerilik var bazen ben bile çok zor anlıyorum..Bu şekilde olması konuşup derdini tam  anlatamaması beni daha çok tedirgin ediyor.Galiba ben kolayından yaşlanmam ama Umut'un yaramazlıkları asiliği inatçılığı uyumsuzluğu ve sağlık durumları beni yaşlandıracak. Aman Allah sağlık versin de gerisi kolay değil mi zuzumerim.

31 Ağustos 2012 Cuma

http://www.dailymotion.com/video/xdsvpf_hayrola-cylem-hayrola_music

çok dertli ama güzel yaa

BEN GELDİM YAA ÇOK ŞÜKÜR ALLAHIM
istanbulda tuzladayım evimde ailemleyim.İnşallah herşey dahada güzel olacak umut ediyorum.



>http://youtu.be/veXz2WY2LSY

18 Temmuz 2012 Çarşamba

ankara ya zuzumer gelecek mi?

yazacak çok şey var ama bilgisayarı gece yarısı açsan bile kafanda bir kaynanatör olunca cümleler uçuşuyor adeta...yalnızlık ve huzur bile özleniyor kimi zaman... Zaten aitlik duygusunu yitiren ben ve çocuklar sıcak ankarada belirsizlikle geçen günler arasında yoruluyoruz.Sıkılıyoruz. Zuzumer önce hatrım için çiğ tavuk yemenmi git 20 gün annemlerle kal diye yalvardı. Acıdım haline tamam dedim geldim. Ulen ne hatrı dedim o bu fedakarlığı benim için yaparmıydı zuzumer dedim dayfalandım ulen dedim. Ne var gelinsin vazifen bu dedi kocacığım. Allahım Feodel dünyada geri kalmış erkek egemenliği zihniyetli kocamın kafasına format atmak bu dünyada eşitlik oldunu hatununu üzmeyen anlayışlı eşinin düşüncelerine değer veren beni anlayan bir koca yaratmak istiyorum formulu bulan göndersin yoksa ben format atıcam kendime zira tüm devreler aşırı gerginlikten yanacak gibin....Bizi salıp arkamızdan hasrete dayanamayan kocacım izin almak çin uğraşacağına ne olurdu ıkı hafta gec göndersen de rahat evimizde dursaydık... ah sakalda bıraksam sözüm para etmezki. allah sana tepeden bakmış bir kez öyle yarım yarım işler yap bakalım sen...sonrada miyavla dur...

çok baskı altındayım zaten düzgün yazamayan ben tamamen bittim. en iyisi uyuyayım.

6 Temmuz 2012 Cuma

bekle beni istanbul

eşyalar toplandı söylenecek sözler söylendi vedalar edildi bir şehirden diğerine önce büyük göç(zihnim) sonra kücük göç (eşyalar) taşınacak bir aklımı toplasam zihnimin Diyarbakır bölümünü kapasam belki daha rahat uyuyacağım geceleri... Üzülüyor musun diye soranlara söylüyorum ben 4 yıldır buradan hayırlısı ile kazasız belasız gideceğim günü bekledim Allahtan. Çok şükür nasip etti bana bunu kurtuluyorum kardeşim zil takıp oynuyacağım neredeyse ne üzülmesi....ben ankaraya gıdıyorum ay sonuda istanbul bu yaz her zamankınden uzun ve güzel geliyor çünkü yazın sonunda diyarbakır yollarına dönüş olmayacak inşalah..hadi hayırlısı

26 Mayıs 2012 Cumartesi

işte hala buradayım...

Ne öldüm nede yittim işte hala buradayım. Yıkılmadım ayaktayım. Çocuklarımın anası evimin kadını oldum. Her ne kadar ilk zamanlar yaptığım hamur işleri tutmasa da sonradan forma girdim. Hala puf puf poğaça yapabiliyorum. Hatta Umut'u tuvalete alıştırdım sayılır bile.. Sayılır çünkü büyük tuvaletinde genel kabızlık sorunu var. Bu aşama da daha büyük sorunlar oluşturdu. Şu an bağırsak düzenleyici ilaç kullanıyoruz. Ama sonuç çok değişmedi tahliller çıkınca inşallah tekrar gideceğiz. Biraz uğraştıracağa benziyor bu konu bizi bakalım hayırlısı inşallah. onun dışında tayin yerleri hala belli değil.Ama ufaktan taşınma toplanma kolilenme olayına başladık. Arkadaşlarla son görüşmeler yapılıyor yani herşey sona yavaş yavaş gidiyor. bakalım buradan sonrası nasıl olacak neresi olacak merakla bekliyoruz.

30 Nisan 2012 Pazartesi

çok isterdim

çok isterdim ki buraya bir yenilgiyi yazmaktansa güncel olağan şeyleri yazmaya devam etmeyi. Keşke demiyorum pişman değilim yaptıklarıma ama sonuç beni üzüyor sadece.. Kızımın işe gitmeme verdiği o tepki belkide beni duygusal anlamda çok etkiledi ve mantıkla karar veremeyip o an bir hışımla gidip ayrılmak istediğimi söyledim. Üzerimden yük kalktı rahatladım. Çünkü iş yeri çok zor şartları ve insanları vardı.Ama bir de madalyonun diğer yüzü vardı. Ben yaptığım işi ve biraz da olsa bu hayata alışıp sevmiştim. Çalıştığımdan beri hiç başım ağrımıyor migren krizlerim neredeyse bitmişti. Hayata daha bağlı daha çok giyinmeyi makgaj yapıp kendime bakamaya başlamıştım. Evden uzaklaşıp duvarların arasından çıkmıştım. Kendimle konuşmalarım bitmiş uykusuz geceler rafa kalkmıştı. Daha yoğun daha yorucu olsa da bir tempoda iyi kötü ilerliyordum. Şimdi tüm hepsini rafa tekrar kaldırıp eşofmanlı boş günler bekliyor bizi. O bom boş günlerde uzun geceler bitmeyen içsel kavgalar...Ne yapalım kısmet böyleymiş demekten başka çare yok. evde olduğum sürede ilk iş Umut'u tuvalet alışkanlığı için kolları sıvamak olacak. Allahım çuvallarla sabra ihtiyacım var sonrasında haziranda tayin yerimiz belli olsun ev toplamacılık var. varda var yani...

20 Nisan 2012 Cuma

sadece seni özlüyorum

işte bu kelime beni aldı götürdü dün akşam... İrem le beklenmedik sorunlar yaşamaya başladık. Sanırım benim çalışmamı geçici bir oyun gibi geldi ilk zamanlar. Şimdi baktı ki anne hep işe gidiyor bakıcı ise faliyet yok bir şey yok her gün git gel yoruldu sanırım benim ufaklığım. Bakıcının 8 yaşındaki kızıyla ilk zamanlar iyi anlaşırken şimdi her gün kavga eder oldular. dünde kızın elini benim kız cırmalayıp kanatmış. İrem ki kendinden küçüklerden bile dayak yeme potansiyeli varken neden böyle hırçınlaşıyor anlamıyorum. Aslında ne istediğini çok güzel ifade etti kendi tabiriyle. Anne tv deki pepenin de annesi çalışıyor ama onlara ebe ve dede kendi evlerinde bakıyor. Keşke benimde dedem ve anneannem yanımda olsaydı da biz de evimizde olsaydık dedi. Çok üzüldüm neden teyzeye gitmek eğlenceli değil mi dedim. Hayır ben orada çok sıkılıyorum dedi. Ve devamında sordum kızıyor musun yoksa seni oraya bırakıp işe gitmeme... İrem koptu ağlayarak hayır işe gitmene kızmıyorum sadece bizi misafirliğe bırakıp gittin için üzülüyorum ve seni çok özlüyorum. işte benim içimi alıp götürdü bu sözler. Dün akşamdan beri Kafamın içinde yankılanıyor. Tüm bu tepkiler geç de olsa normal tepkiler mi yoksa oturup üzerinde düşünülmeli bilmiyorum. Bana sorsan bugün işi bırakıp kaçasım var eve. O kadar kötüyüm sabah ara ara düşündükçe ağlama sendromlarına yakalandım. işe gelirken sokaklarda ki küçük kızlara uzun uzun baktım İrem'i hayal ederek. Tabi annesi olarak onu komşuya bile bırakıp gezmeye gitmezken birden bu ayrılık zor geliyor anlıyorum onu. Zaten iş yeri de dallas işte huzursuzum 1 kaç ay daha sabretsem mi çıkıp evimde otursam mı bilemiyorum. içim daralıyor.gözlerim soluyor ciğerim yanıyor.keşke olmasaydı sonumuz böyle.. Annelik ne biçim bir hastalıkmış kalbini ellerinin arasında ezsen ciğerinin acısı  bu kadar olmaz  onlara yandığın kadar.

14 Nisan 2012 Cumartesi

ruya

belki bir ruyaydi alt tarafi cok abartmamak lazim ama hani yasanir bazilari ya benimki oyle yasadim resmen.KAlktimda ruyadan degilde o olayin icinden cikmistim sanki fonda bu muzik ve bizim uzerimize zuzumerle duvar cokmustu cocuklarimiz buyuktuler. bizi kurtarmaya calisiyorlardi. ben olmusmuydum sanki olmustum ama onlari dusardan izliyor ve cok huzurluydum aci cekmiyordum esim ise daha can cekisiyordu sirtinda koca bir duvar vardi belim diye bagriyordu. cocuklar onun uzerindeki duvari kaldirmaya calisirken cok aci cekiyordu ve fonda benim sadik yarim kara topraktir caliyordu. uyandimda icim yaniyordu kulaklarimdaysa ayni tini sanki devam ediyordu. klavye sapitti olmadik noktali harfleri yazmiyor yine ne olduysa, Suelin geldi baris imzaladik ama aramizda yinede buzlar erimedi. soguk savasa devam... huzur yok ama is olsun diye gidip geliyorum bakici teyze ay sonuna memlekete gitmek icin izin istedi 3 gunlune ne bok yeriz bilmiyorumm.IDARETEN bir komsuya birakcam yapacak bir sey yokda cocuklarin duzeni bozulcak ona sinir oluyorum/ Amsterdam biletlerini aldik londra ise hala havada nasil olacak bilmiyorum.su cumartesi bitsede eve gitsek

7 Nisan 2012 Cumartesi

son haberler

Hayat yine hızla akıyorsun avuçlarımın arasında sıktıkça avucumu gitme diye daha hızla gidiyorsun parmaklarımın arasından sıyrılıp. Tıpkı bir avuç kum gibisin elimde ne yapsam dökülüyor tanelerin...
zuzumer komserlik sınavından 71 ile kaldı. Çok üzüldüm ama yapacak bir şey yoktu... Bize bu dönemde yollar göründü artık. Sadece hangi yol bizim olacak o belli değil. Şimdi bizim yolun belli olmasını bekliyoruz. Taşınmak gözümde dağ gibi büyüyor tüm evi burada bırakmak istiyorum. Yeni ev yeni eşyalar yeni hayat istiyorum. Burayı öyle bir unutmak istiyorum ki buradan bir hatıra olmasın bana hatırlanacak. Silmek istiyorum burayı ve Allahım lütfen tüm sıkıntılar burada kalsın gittiğimiz yerlerde buraları aratma bize lütfen...
Koltuklarımı yüzleteceğim yeni çocuk odası alacağız lcd tv falan biraz değiştireceğiz evi inşallah...
sonra Amsterdama bilet aldık 6-16 kasımda zuzumerin akrabası var onların düğününe oradan olursa bir iki gün Londra yapacağız Allahım düşündükçe heyecanlanıyorum.Güzel şeyler olacak inşallah....
İş mi ona ne olacak bende bekliyorum Ceyarın kötü kızı Suelin geliyor bu hafta artık Allah bilir sonumuzu. Çok takmıyorum kafama...Hazırladım kendimi o şirkete gelince ben ayrılırım işten diye bakalım hayırlısı...Çoçuklar iyi havalar ısındı. Biz iyiyiz umarım hayat da bize güzel süprizler yapar artık bu yıl bizim yılımız olsun artık...

24 Mart 2012 Cumartesi

Anne ve Bebisi: Doğum

Anne ve Bebisi: Doğum

canım bloga uzun zamandır bakmıyordum bugun baktım yazdıklarını bır cırpıda gözyaşlarıyla okudum. bebeğin sağlık durumu nasıl sımdı ıyımısınız. benım ıkıncı umut doğmadan oncede bız çok bu sağlık sorunlarını yaşadık yazmıştım bloga ama sımdı çok sağlıklı bır çocuk herşey duzelır ınsallah en kısa zamanda tebrıkler.

23 Mart 2012 Cuma



Galiba yavaş yavaş yaşlandığım için bu kabullenişim. Her şey normal bana göre. Beraber çalıştığım insanlar hemen yaz gelse dedikçe onların aceleciliğini anlamıyorum. Hayat işte öylede böylede geçmiyor mu sonunda hemen yaz gelse ne olacak kış olsa ne olacak... Düşünüyorum eskiden bende böyle derdim her şey hemen olsun derdim. Şimdi büyüdükçe kabullendim. Ölmek bile normal geliyor eskiden korkunç bir şey gibi görünürken...
büyüdükçe kirlendiği için ruhumuz masumiyetimiz de bir o kadar siliniyor yüzlerimizden. Artık daha az konuşup daha çok düşünsek de ve az gülüp çok sussak ta biliyorum malesef bunun adı olgunluk oluyormuş.
Çoçuklarım sizlerin masumiyetlerinin hiç bitmemesini diliyorum. Küçük elleriniz ve küçük kalpleriniz öyle masum ki keşke hep öyle kalsaydı. Hayat ne kadar zor olursa olsun yalancılık ve berberindeki egois tüm duygular sadece sizi küçültür. yücelmek için dürüst olmak gerekir. Dürüstlük aptallık gibi görünse de korkmayın yalancılıktan kaybetmektense itibarımı dürüstlükten kaybederim o an yaşadıklarımı....

16 Mart 2012 Cuma

önce hastalandık sonra iyleştik

Her hastalık gibiydi bizimkide önce umut girip oldu sonra İrem'e geçti. Sonra 39'a çıkan ateş dr. gittik soğukalgınlığı antibiyotık zart zurt geride mahvolmuş 1,5 hafta ancak toparlandılar. Ne zor şey şu sağlık bozuldu mu toparlaması öyle çok zaman alıyor ki... neyse buna da çok şükür atlattık diyoruz. irem de umutta iyi
biri çok konuşuyor biride hiç yerinde durmayan iki çılgın çocuğum var. Allahım akşam olunca iremin o tuhaf soruları beni öldürüyor. Konuş konuşabilirsen. Senin memelerin neden büyük benimde büyük olucakmı. Senin karnından biz nasıl çıktık bende çocuk doğuracakmıyım. ben 2 çocuk doğurmayı düşünüyorum da karnımda nasıl duracak bilmiyorum. falan falan böyle uzayan garip sohbetler... O ara birde suratımıza kafamıza umut bir şeyler fırlatıyor. Neden mi ben irem ile ilgilenince dikkat çekmeye çalışıyor aklınca.gelip kucağıma oturup anne benim demesi yeterli irem için. Orada kavga başlıyor. Dün bir pepe dergisi aldım.Eve tek bir şey alıp gitmek hayatımın hatası oldu. Bütün gece saç baş kavga ettiler pepe için en son dergiyi ıkıye böldüm yine kavga bitmeyince alıp attım dergiyi kavga o zaman bana döndü kötü annesin şeklindeki uzayan çığlıklar dan sonra ancak ortalık sakinledi. ne pepeymiş kardeşim.zuzumer hala şevkle ders çalışıyor maşşallah sınava 1 hafta kaldı bakalım hakkında hayırlısı artık.tercıhleri ise yaptık ilk istanbul oldu. ne olcak gelecek beni korkutuyor ılk defa...

candan ablam ne güzel diyor ya

5 Mart 2012 Pazartesi

DALLASA HOŞGELDİNİZ...

EEE her şeyin böyle iyi süper gitmesi imkansızdı zaten. Ben ki belanın adı olmuşken... Nerede benim o belasız başım... Maskeler düştü. Gerçekler ortaya çıktı. Çalıştığım iş yeri dallası aratmıyor çok şükür... Ceyyarımız suelınımız babimiz herşey mevcut burada. Kimin eli kimin cebinde kimin nesi var belli değil. Her gün bir olay her gün bir heyecan aksiyon maşşallah. suelinla da fena bozuştuk ceyar bana bişey demse de kendime burada en fazla 1 ay verdim. sonrasında suelin istanbul dan dönüp beni kovacaktır kesin. EE bu kadar entrikayı neden çekiyorum dersek sanırım çalışan anne lüksüne alıştım.Tekrar ev hayatına dönmek zor geliyor. Çocuklar iyi. para kazanmak güzel... zuzumer halinden memnun... ama 10 kişilik şirkette keşke daha az entrika olsaydı da ben uzun dönemli çalışsaydım diyorum. Bakalım kısmet sonumuz ne olacak. Zuzumer izinli evde komserlik sınavına son gaz çalışıyor... sınavsa 20 gün sonra 4 aydır durmaksızın çalışıyor ne azim diyorum. Bende olmayan şey bu hırs azim kararlılık. Biraz yorulsam dünyamdan vazgeçiyorum. Böyle pamuk ipliğine bağlıyım sanki ne zaman incelse bağlarım ben kopuyorum zaten o kopmadan...

22 Şubat 2012 Çarşamba


yılmaz erdoğan - yağdıkça | izlesene.com

anne dütdüt neyeee godun

Umut konuşuyor artık hatta dün bana en uzun cümlesini kurdu. Arabasını arıyormuş velet. Anne dütdüt neye godun deyince çok komik geldi bir daha sordum tekrarladı. Allahım bu nasıl konuşma bu çocuk doğduğu yerin suyunu çok içti heralde aynı d.bakırlılar gibin konuşuyor... Ben çok isteyip de imkansız görünen iş olayına başladım Çalışıyorum hemde 3 hafta olacak neredeyse.. Şartlar eski çalıştığım yerlere göre eh olsada d.bakır şartlarına göre süper sayılcak halde... Ne olurda olsun gözümü karatmıştım. Artık dört arasından çıkmak farz olmuştu bana. EE çokda iyi geldi çalışmak. Çocuklar bakıcı teyzesine iyi alıştı. Sorun çıkarmıyorlar bende işyerinde huzurluyum. Bundan iyisi şamda kayısı.... Tayin işleri aldı başını gitti. Zuzumer bir yıl daha kalsak derken birden kararttı gözünü ne olduysa vazgeçti. Abbas yolcu bu yıl ağustosta bakalım ne olcak nere çıkcak çok merak ediyorum. Mutlu olacağımız yer nere ise o olsun sınır koymuyorum sadece deniz kenarı olsun istiyorum. Bu yüzden tüm tatil yerlerini yazdık bakalım hayırlısı.... Umarım son anda beni kandırıp ankara yazmaz. Hiç sevmiyorum o şehri....
dayanamıyorum yılmaz amcamdan bir şiir daha ekleyecem sabahtan beri ağzımda dolanan o dizeler ...
yenilirmi hayatın kabuğu yoksa bütün vitamini kabuğundamıydı???

3 Şubat 2012 Cuma

3.2.1... başla yeniden bir maratona...

Ben istedim bunu biliyorum. Bu yüzden şikayet etmemem gerek. Ama zaman yaklaştıkça kasılıp ruhum daralıyor.. nasıl yapacağım bilmiyorum. Çocuklardan ayrı kalmak fikri bile içimi bunaltıyor. Başım ağrıyor gerginim. 2 gün sonra başlıyacak süreç... Ben  4 yıl 3 ay sonra işe başlıyacağım ve çocuklara apartmandan bir komsu bakacak. Ama ilk ayrılık nasıl olacak bilmiyorum çok geriliyorum. umut olayın çok farkında değil. İrem ise sürekli sorular soruyor. Bana neden çalışmak istiyorsun dedi. O küçük kafadan çok büyük sorular geliyor. biz o teyzeyle kalacağız sen napıcaksın peki... Arada dudaklar bükülüyor sarılıyor seni çok seviyorum diyor.. o böyle yaptıkça bana geliyor sağdan soldan. Umarım sancılı süreci çabuk atlatırız. çok gergin ve heyecanlı aynı zamanda evhamlıyım yardım yarabbim....

4 Ocak 2012 Çarşamba

işte o şiir

bir sahili bile yokki

hani der ya yılmaz amcam dostlar alıngan bir sahili pinekliyorken işte o alıngan sahil bile yok ki pineklesek biraz... taş atsak denize biraz... simit atsak kuşlara... Esse deli rüzgar yosun koklasak ciğerlerimize biraz... selam versek geçen gemilere el sallasak o tanımadığımız gemideki insanlara biraz sessizlik olsa ve denizin gökyüzüyle buluştuğu o ufuk çizgisine bakıp kalsam... kenarda öylece oturup dalga seslerini dinlesem ve o seslerle uyusam derin derin....i Velhasıl memleketimi çok özledim. Buram buram kokusu geliyor burnuma burnumun direkleri sızlıyor yine... Skıntılar hep aynı tek farkı renkleri değişiyor gid gide... Bu yılın ilk postu ıyı şeyler yazayım diyorum. Enkazdan çıkartamadığım göçük altında kalan bir yılın acısı dinmiyor ki ne yapayım... Hala bulunamamış kayıpları varken olmuyor.. Rüyamda gördüm yeni görev yerimiz Batman mış. Tercihlerde de var olurmu acaba? uyanınca baktım bır yerim acık değildi ne den olmasın ki? sanki her yer buradan daha iyi olur gibin geliyor sencede oylemi sevgilim kadınım. bu akşam volkan konak olasım geldi niyeyse...