22 Mart 2014 Cumartesi

UMUTLA

Naber hayat,
Nasılsın görüşmeyeli. Ben aslında iyiyim. Ama tabikisi de daha iyi günlerim olmuştur . Şu üç günlük nafile ömrümde. O yüzden kaliteyi arttırmaya çalışıyorum diyebiliriz.
Yüksek lisans ikinci dönemde tam kastırmaca devam ediyor. Umutsuzluk ve psikolojik yorgunluk hissediyorum. Her fırsatta koşarak kocama aileme ve çocuklarıma sarılıyorum. Çok şükürkü böylesi sıcak bir yuvam var. Oda olmasa ne olurdu. Bu yalnızlık hissi sevgisiz muhabbetler gün geçirmeler nereye kadardı yoksa…
İşyerinde huzur sıfırın altında dam çöktü destek direkler altında 2 aydır çalışıyoruz daha iyisini bulamadığım için bu yalancı sohbetler ile boş ortamlarda anlık arkadaşlıklarla zaman geçiriyorum. Hayallerimde ki kariyer ve önemi bu işyerinde bulamayınca çabalarımı da ; boşa çekilen okyanustaki yönü bulamayan sandalcının çabası  gibi hissediyorum. Umutlar olmasa ah umutlar ve hayaller hiç çekilmiyecek bu hayat.
Duygusallık kadar kötü bir şey yok illaki sevmek istiyorum.  illaki bağlanmak illaki arkadaş olmak bir arkadaşı bir kardeş gibi görmek bir hoş sohbet yürekten bir kahkaha gönülden hesapsız nedensi z. çok şükürkü ailem var diyorum ya işte… insan biriktirdiğimizi sanmışız ama artık yalan olmuş dostluklar mesafeler girmiş araya özveri herkeste bitmiş … hee biliyorum ahretliğimle bir iki dostum var sözüm onlardan ayrı. Onlarla aramıza hayat telaşı girdi. Beni dana ben demeden anlayan o güzel insanlar görüşemesem de kalbim onlarla. Kızıyorum. Beni neden sevdiniz ve bu hoş muhabbetlere alıştırdınız. Şimdi her muhabbeti o duyguyla arıyorum…
Şimdi insanlar da Bir bencillik, bir içe dönüklük, bir yozlaşmalar, memleketimin güzel insanları ile komşuluk şura da  dursun; merhaba bile çok geliyor . Artık oturduğum apartmanda kadınlar bile benimle aynı asansöre binmiyor. Acaba ısıracağımı mı düşünüyorlar. Sıkıldım ülkemin  tapelerinden ,kasetlerinden , hırsızlarından,  selfilerinden ,manidar faceebook paylaşımından, siyasetinden…. Ben ki çocuklarıma 4 yaşında 10 kıta istiklal marşı Atatürk ve gençliğe hitabe öğreten Kemalist aydın çocuklar yetiştireceğim derken ülkem elden gidiyor. Gitmek istiyorum bu ülkeden kendi ülkemde öteki olmaktansa yabancı bir ülkede yabancılaşmak bu kadar koymaz herhalde. Ülkenin bunalımı benim bunalıma eklenmiş ve beklide sabahları 6 da kalkmak ayrı bir psikolojik yorgunluk olmuş … Ruhsal bir yorgunluk hissediyorum.  Beklide beklentilerimin cevabını alamadığımın için bunlar bilmiyorum. Bir gün bir akrabamı gördüğümde nasılsın diye sormuştum;
Yorgun
Çaresiz
Mutsuz
Ama UMUTLU demişti..
İşte beni de bu tasvir çok güzel anlatıyor…

Bahar geldi memleketimin dallarına… artık yeşillenip allanmalıyım bende. Umut olmalıyım iki küçük yüreğe.. onlar ışığını benden alırken daha güçlü parlamam gerek önlerinde…  yollarını bulsunlar diye…. tereddütsüzce takip edecekleri bu kısa sürede ne çok  şey alırlarsa bu ışıktan ileriki nesillere yansıtacaklar bu enerjilerini onlar için yola devam… yürüyorum yollara yollara aydınlık geleceğe…UMUTLA