Kayıtlar

zaman geçiyor hızla ellerimin arasından

Resim
Bir gün sana anlatacağım bu blogu belkı yakında belkide çok iler ki yaşlarında amacım sana bir yazı bırakmak değil aslında ben hayatımı hep yazdım. yaklaşık 15 yaşlarında başladı bu hastalık. Aslında hastalık mı ihtiyaç mı bilemedim. Galiba en özgür kendimi ifade etme şekliydi bu benim için yazmak istediğin gibi dilediğine kayarsın dilediğine sayarsın... Ama hani günlüktür özel olmalıdır ya aslında özel günlük diye bir şey yokmuş bunu anladım. Sen yazdıklarını sakladıkça biri muhakkak bulur ve kendi ile ilgili iki çift sözde varsa tamam madara eder cümle aleme lise günlüğüm Bakırköy sahilde üniversite günlüğüm Lapseki de denizi boyladı bu sebepten...Baktım olmuyor sakladıkça ilgi çekiyor bende artık deftere bağımlı olmamaya karar verdim.Bir dönemde elıme gecen kağıtlara yazdım ama saklamadım yırttım attım. Sonra sonra bloglar cıktı.. Heerkes bir hevesle yazdı devam edense çok az bense çok yazamasam da ara ara iki kelam ediyorum işte. geceleri kendimle konuştuklarım ahhh bir cihaz olsa ...
http://www.dailymotion.com/video/xdsvpf_hayrola-cylem-hayrola_music

çok dertli ama güzel yaa

BEN GELDİM YAA ÇOK ŞÜKÜR ALLAHIM istanbulda tuzladayım evimde ailemleyim.İnşallah herşey dahada güzel olacak umut ediyorum. >http://youtu.be/veXz2WY2LSY

ankara ya zuzumer gelecek mi?

yazacak çok şey var ama bilgisayarı gece yarısı açsan bile kafanda bir kaynanatör olunca cümleler uçuşuyor adeta...yalnızlık ve huzur bile özleniyor kimi zaman... Zaten aitlik duygusunu yitiren ben ve çocuklar sıcak ankarada belirsizlikle geçen günler arasında yoruluyoruz.Sıkılıyoruz. Zuzumer önce hatrım için çiğ tavuk yemenmi git 20 gün annemlerle kal diye yalvardı. Acıdım haline tamam dedim geldim. Ulen ne hatrı dedim o bu fedakarlığı benim için yaparmıydı zuzumer dedim dayfalandım ulen dedim. Ne var gelinsin vazifen bu dedi kocacığım. Allahım Feodel dünyada geri kalmış erkek egemenliği zihniyetli kocamın kafasına format atmak bu dünyada eşitlik oldunu hatununu üzmeyen anlayışlı eşinin düşüncelerine değer veren beni anlayan bir koca yaratmak istiyorum formulu bulan göndersin yoksa ben format atıcam kendime zira tüm devreler aşırı gerginlikten yanacak gibin....Bizi salıp arkamızdan hasrete dayanamayan kocacım izin almak çin uğraşacağına ne olurdu ıkı hafta gec göndersen de rahat evimi...

bekle beni istanbul

eşyalar toplandı söylenecek sözler söylendi vedalar edildi bir şehirden diğerine önce büyük göç(zihnim) sonra kücük göç (eşyalar) taşınacak bir aklımı toplasam zihnimin Diyarbakır bölümünü kapasam belki daha rahat uyuyacağım geceleri... Üzülüyor musun diye soranlara söylüyorum ben 4 yıldır buradan hayırlısı ile kazasız belasız gideceğim günü bekledim Allahtan. Çok şükür nasip etti bana bunu kurtuluyorum kardeşim zil takıp oynuyacağım neredeyse ne üzülmesi....ben ankaraya gıdıyorum ay sonuda istanbul bu yaz her zamankınden uzun ve güzel geliyor çünkü yazın sonunda diyarbakır yollarına dönüş olmayacak inşalah..hadi hayırlısı

işte hala buradayım...

Ne öldüm nede yittim işte hala buradayım. Yıkılmadım ayaktayım. Çocuklarımın anası evimin kadını oldum. Her ne kadar ilk zamanlar yaptığım hamur işleri tutmasa da sonradan forma girdim. Hala puf puf poğaça yapabiliyorum. Hatta Umut'u tuvalete alıştırdım sayılır bile.. Sayılır çünkü büyük tuvaletinde genel kabızlık sorunu var. Bu aşama da daha büyük sorunlar oluşturdu. Şu an bağırsak düzenleyici ilaç kullanıyoruz. Ama sonuç çok değişmedi tahliller çıkınca inşallah tekrar gideceğiz. Biraz uğraştıracağa benziyor bu konu bizi bakalım hayırlısı inşallah. onun dışında tayin yerleri hala belli değil.Ama ufaktan taşınma toplanma kolilenme olayına başladık. Arkadaşlarla son görüşmeler yapılıyor yani herşey sona yavaş yavaş gidiyor. bakalım buradan sonrası nasıl olacak neresi olacak merakla bekliyoruz.

çok isterdim

çok isterdim ki buraya bir yenilgiyi yazmaktansa güncel olağan şeyleri yazmaya devam etmeyi. Keşke demiyorum pişman değilim yaptıklarıma ama sonuç beni üzüyor sadece.. Kızımın işe gitmeme verdiği o tepki belkide beni duygusal anlamda çok etkiledi ve mantıkla karar veremeyip o an bir hışımla gidip ayrılmak istediğimi söyledim. Üzerimden yük kalktı rahatladım. Çünkü iş yeri çok zor şartları ve insanları vardı.Ama bir de madalyonun diğer yüzü vardı. Ben yaptığım işi ve biraz da olsa bu hayata alışıp sevmiştim. Çalıştığımdan beri hiç başım ağrımıyor migren krizlerim neredeyse bitmişti. Hayata daha bağlı daha çok giyinmeyi makgaj yapıp kendime bakamaya başlamıştım. Evden uzaklaşıp duvarların arasından çıkmıştım. Kendimle konuşmalarım bitmiş uykusuz geceler rafa kalkmıştı. Daha yoğun daha yorucu olsa da bir tempoda iyi kötü ilerliyordum. Şimdi tüm hepsini rafa tekrar kaldırıp eşofmanlı boş günler bekliyor bizi. O bom boş günlerde uzun geceler bitmeyen içsel kavgalar...Ne yapalım kısmet böyle...