Kayıtlar

cehennem iyi niyet taşlarıyla örülüdür.

"sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin demiş" Nazım ne güzel demiş ama onlar o zaman biliyormuş biz hala bilmiyoruz. mutluluk öyle bir resimle anlatılacak şey değilmiş. o tuvallere sığmayacak kadar güzelmiş.. Kiminin özlediği dostu sevgilisine kavuşması kimin masumiyeti kimin yardımseverliği kimin insanlığında saklıymış..Şimdi ben sana yüzlerce deneyimi anlatayım yanlış yapmaman için yüzlerce öğüt verebilirim kızım ama biliyorum ki bunlar benim doğrularım ve sen onlarla ile büyümemelisin en fazla tavsiye olur benimki ama oda bir yere kadar bu hayat senin ve sen bulacaksın doğrularını yanlışlarını.. biliyorum iş arsı söyle iki satır çaktırmadan yazdığım içinde yanlışlar imla kuralları hataları gırla ama hiç yapamadım Türkçeyi biliyorsun umut bana çekmiş kafa basmıyor Türkçe'ye ben öyle içimden gelmiş dökülürken düşünemiyorum noktayı virgülü affet ama anladım ki bu bloğu senin için tutuyorum aslında umut okumayı sevmez o zahmet edip okumaz a...

neredesin sen...

Depresyon dan  2 güne çıkmak gerek. Artık Merkür'ün  retroları bitmeli ve ben koşar adımlar ile ilerlemeliyim yeter oturduğumuz öyle değil mi? Hayat bize güzel günler getirdi çok şükür. Ben geçen yıl bugün bir işten ayrılmanın endişeleri ile çalışmaya başlamak için vergi dairesine elimde titreyerek götürdüğüm kira kontratımı hatırlıyorum. Noterde yaptığım işleri, ofisimin açılışını verişimi... nasılda korkuyorum olmazsa diye.. olmazda yapamazsam ne yaparım!  Zuzu ya rezil olacam daha kendi ofis açılışını bile yapamayan muhasebeci nasıl iş yapar.. Kim ne sorarsa emin olamıyorum bir yandan google arayarak konuşma çabası çaktırmadan hanii.. Mükellefe göz teması kurmadan yuvarlak cevaplar ahhh. Ne kadar farklı soru gelebilir ki diye kendini telkin etmeler Çareyi bir çay vereyim diye içeri kaçmakta bulmalar. Mükellefin senden iyi kanun bilmesi, her kanunu kendi lehine çevirmeye çalışması seni yanıltması kafanı karıştırması neler neler... Çok iyi biliyormuş numarası yaparım ...

Zülfü Livaneli - Böyledir Bizim Sevdamız

Resim
  çalışıyorum ama ne yaparsam yapayım aklımda hep aynı şey blogger şifrem neydi. stats sanki bir yazsam her şey sıraya girecek huzursuzum yazmak istiyorum illaki unutmadan yazmak bir yerde kalsın şu anki duygular düşünceler bir yerde lazım olur demeler illa olmalı ama sonunda 2 ay sonra başardım tekrar girmeye bir çay alıp başlayalım o zaman... evet işte geldim buradayım son zamanlarda ofisimi taşıdım. şifa mahallesi girişte bir kebapcının üst katındaki daireye geçtim 2+1 çok güzel bir daire hani otursan ev olur öyle.. o dükkanı severdin sanki ilk göz ağrısı her şey orada başladı ya ani bir şekilde karar verip buraya geçmek beni de şaşırttı. Her şey olup bittikten sonra vay be ne çabuk oldu her şey demeden edemedim. Ama yalnızlık hem iyi hem kötü geldi. öbür tarafta ayda 1 müşteri kesin gelirdi ama bur da daha 1,5 ay oldu siftah yapamadım. Bu biraz moralimi bozdu. Dükkanım bereketi orada dahamı iyiydi diye düşündüm. Sonra taşınma masrafları derken açıldım maddi sıkıntı çek...

EYLÜL HÜZÜN MÜ BENCE DEĞİL

Bugün son yaz tatilinin cuması... pazartesi yeni bir haftayla açılacak okullar.Biber 6 Çınar 4.sınıfları okuyacaklar. Vay be!!! şuraya yeni doğdukları anları yazdığımı bilirim. hepimiz için değişik bir yaz deneyimledik. ilk zamanlar çok zor geldi itiraf ediyorum. Annemin dediği gibi anne oldum bu yaz.. Çocukların çeneleri helede Çınarın çenesi hiç susmuyor. allahım vırr vırrr hep konuştu. kafam kaldırmadı darlandım. Sonra dedim ki 2,5 yaşındaydı çınar başladın çalışmaya bak şimdi 8 yaşında 5 yıldır ortalama çocuğunla hafta sonları hariç hiç bu kadar uzun kalmadın ki.. tahammülsüzlükten buradan geliyor. sabahları okula sekizde gidiyor çocuk akşam 5 de evde. Ben geliyorum işten 7 de en ıyı ihtimal oda... Yemek yap ye kaldır saat 9 zaten 9,30 sa yataklar dalar işte hafta içi görüşmesi bu. Hafta sonu da onların sınavları kurslar temizlik bir yılda çocuklar la yazın kullandığım 1 hafta yıllık izin dışında 24 saat dip dibe olduğumuz zaman çok az ..    Ben onlardan uzaklaşmışım ...

Hayalkırıklığı iki

Yalnız kalınca nedense aklıma hep blogumm geliyor Onunla dertleşmek bana çok iyi geliyor ve her zaman olduğu gibi yine Geçen Yıl Bu Zamanlara baktım Bu yaşadıklarıma bir kez daha Göz attım. yine aynı hayal kırıklıklarını yaşadığımı gördüm vee nedense şaşırmadım aynı kısır döngünün içerisinde nasıl dönüp dolaştığımi bilmiyorum ve bu kısırdöngüden niye çıkamadığı mi da sorguladım biraz yalnız kalmak belki bana da iyi gelecek ama senin hayatındaki huzur kavramının içerisinde olmayışım ve tatil planlarında hiç tanımadığın adamları dahi dahil edip Benim le bir tatil yapmaman beni çok üzdü. Ya Sen yeterince sevmiyordun beni. ya da beni çok sevdiğini düşünüyordum . Kendimi kandiriyordum.birimizden biri Gerçeği Görmek istemiyorduk ...birimizden biri kendini kandırmak istiyordu... birimizden biri kendini çok aldatıyordu ve Galiba kendini aldatan bendim. tek istediğim ailece mutlu bir tatil yapmati. bunu yapmak için yeterli bütcemiz olmadığını söyledikten sonra kendi kafana göre bir tatil plan...

bir camın arkasından

bakıyordum hayata bir camın arkasından izliyordum. Tüm insanları ve gerçek yüzlerini... çünkü onlar beni görmüyordu. O camın arkasından izlediklerimin farkında bile değillerdi. Aramızda camın üstünde bir film vardı. Ve ben belkide ilk defa bu kadar iç içeydim insanlarla.. blogumu her açtığımda en son yazdığım yazıyı muhakkak okurum yine okudum ne güzel yazmışım diye kendimi sevdim. keşke bu yazdıklarımı bir gün bit kitap olabilseydi. toplumsal olayları ve kişisel blogları yazamam ama böyle doğaçlama hayatımı yazabilirdim hayal gücüm çok geniş. Belki çok kurallı olmazdı cümlelerim. Bekli noktayla virgülün yerini karıştırırdım ama yapardım bir şeyler. benden sana bir şeyler akardı muhakkak okurken verirdim birazda olsa bir duygu öyle değil mi. zaten bu yüzden okumuyor musun benim yazdıklarımı sessizce bakıyorum postlarımı okuyanlar var hemde dünya geneli kimler okuyor diye bazen çok merak ediyorum. okuyanlar yorumlardan bir selam gönderir mi? ben bu gün hepsine selam ve sevgi yolluyo...

eğitim batmış

Önce araştırıyorsun en iyi okullar en iyi kadro kimde var diye.. Sonra kesene göre bir grup okul kümesi belirleyip başlıyorsun bursluluk sınavlarıyla... acaba kaç para indirim alırım diye.. kimi kurumsal yapı şu kadro şu kadar deneyim diyor.. kimi butik eğitim birebir ders eğitim bizden sorulur diyor. o İlk kayıt ettirmeye gittiğinizde güler yüzlü sivri 12 puntluk topuklu ayakkabı ve mini eteğiyle sizi kayıt odasına alan güzel kızlar ve klişe laflar kalabalığıyla en az 30 dakikalık okulun serüvenini dinlersin. Aralara girdin girdin .. soru sordun sordun... Soramadın mı eyvah işte o zaman yarım saatlik nutku çekmek gerek başka çare yok.. sonrasında işin duygusal kısmı başlar liste fiyatları onların üzerinde çok büyük fırsatlar oluşturmuşcasına hunharca hesap makinesi ile oynayan ojeli parmakların dudaklarının arasından çıkacak o iki kelimeyi duymak için sabırsızlandıkça devam eden hesaplamalar...  Sanarsın ki ülke bütçesini yapıyor+yemek +gezi masrafları sonuç en başta söyled...