16 Temmuz 2014 Çarşamba

NEREDESİNİZ EY ÇİÇEK GÖZLÜ YAĞMUR KOKULU YAVRULARIM

hiç olmamıştı;  bu kadar uzun ayrılık hiç yaşanmamıştı. Demek ki kader de bunlara da alışmak varmış. Gün saymak ve gelecek de büyüyüp gideceginiz bu evden; yaşayacağım ayrılıklara ön hazırlık yapmak da varmış kader işte... ne kadar zor gelse de alışıyor insan acı çeke çeke... doğamızda varmış annem öyle dedi..Annem; o altı çocuk büyüttü. ve hiç biri akşam olunca yanına gitmiyor. iki üç günde bir aklımıza gelirse arıyouz. Ayda bir gidersek sık gitmiş oluyoruz. Deneyimleri çok annemin kaç kere geçmiş bu ayrılık yolundan. Kaç kere acımış yüreği kaç kere dağlamış tazelenen yaraları kanamasın diye...
 alışırsın dedi bana umudun düşünce alışırsın... Şimdi daha küçükler biliyorsun dönüp dolaşıp geleceklerini o yüzden zor geliyor.  Ama sonra büyüyüp gittiklerinde umudun düşünce işte o zaman alışırsın.

çocuklar gitti 24 haziranda ve bu gün günlerden 16 temmuz 3 gün önce hafta sonu süprizi yaparak onları kısa bir sürede olsa görebildim. irem çok üzüldü geri istanbul'a dönmeme. çok ağladı keşke yapacak bir şeyler olabilseydi.....tekrar 25 temmuzda döneceğim ankara'ya ve bayram sonrası 4 ağustos istanbula hep bir arada olduğumuz günlere döneceğiz.
işler hala yogun ve aynı yerde çalışmaya devam okulun 2 dönemi de başarılı bir şekilde bitti ve darısı şu anki son dönemin başına kısmetse oda ağustos sonu gibi bitince proje yazacağım kasımda bu iş tamam inşallah....
birde kgk denetimci olma sınavı açılmış. he pahalı bir sınav hem zor ama beni cezbediyor. girmek istiyorum acil  1000 lira lazım. anasını satayım beni okutacak bir zengin arıyorum. kocama çok yük oldum. bu ülkede okumak neden bu kadar pahalı....
zuzumer fedakar baba sen çok yaşa belini büktük senin nedir bu öğrencilerden çektiğin....

30 Nisan 2014 Çarşamba

ANNELİK YARI DELİLİK

Annelik yarı delilik işte söküp atamıyorum kafamdan ne yapayım.? Sabah kızım okula bıraktıktan sonra arabada okul çantasını koyduğum koltuk ıslanmış olduğunu fark ettim. Belli ki suluk akmış koltuğu ıslatmış. Çocuk okula o ıslanmış çantayı sırtına takıp gitti. Şimdi merakım acaba kızın üzeri ıslandı mı? . Islandıysa o çocuk ıslak kıyafet ile ne yapacak.?
Aklımı bu sorulardan alamıyorum. Büyük  bir sorun olsa öğretmen arar diyorum ama annelik işte beri gelemiyor endişelenmekten.
Çok şükür taşındı işyeri. Rahatım en azından çocuklarımı okula bırakıp alıyorum. Bakıcı derdimiz  kısmen bitti. Otobüslerde sürünmekte… yarım saat de ede oluyorum uzun bir zaman kalıyor bana akşamları çok şükür. Çok çektim ama sonuca değdi…

Dersleri bu yıl felaket ağır kafamı dersten kaldıramıyorum. Bu ay sonu finaller var. İrem 23 nisanda katibim oynadı çok güzel oldu. Umut Merkür de gösteri yaptı onunda çok güzeldi. Selçuk mayıs ortalarında burnundan kemik yamukluğu için ameliyat olacak… kısacası koşturma tam hız devam ediyor. Sağlık olsun demekten başka çare yok hepsi hallolur inşallah zaman her şeyin ilacı.

22 Mart 2014 Cumartesi

UMUTLA

Naber hayat,
Nasılsın görüşmeyeli. Ben aslında iyiyim. Ama tabikisi de daha iyi günlerim olmuştur . Şu üç günlük nafile ömrümde. O yüzden kaliteyi arttırmaya çalışıyorum diyebiliriz.
Yüksek lisans ikinci dönemde tam kastırmaca devam ediyor. Umutsuzluk ve psikolojik yorgunluk hissediyorum. Her fırsatta koşarak kocama aileme ve çocuklarıma sarılıyorum. Çok şükürkü böylesi sıcak bir yuvam var. Oda olmasa ne olurdu. Bu yalnızlık hissi sevgisiz muhabbetler gün geçirmeler nereye kadardı yoksa…
İşyerinde huzur sıfırın altında dam çöktü destek direkler altında 2 aydır çalışıyoruz daha iyisini bulamadığım için bu yalancı sohbetler ile boş ortamlarda anlık arkadaşlıklarla zaman geçiriyorum. Hayallerimde ki kariyer ve önemi bu işyerinde bulamayınca çabalarımı da ; boşa çekilen okyanustaki yönü bulamayan sandalcının çabası  gibi hissediyorum. Umutlar olmasa ah umutlar ve hayaller hiç çekilmiyecek bu hayat.
Duygusallık kadar kötü bir şey yok illaki sevmek istiyorum.  illaki bağlanmak illaki arkadaş olmak bir arkadaşı bir kardeş gibi görmek bir hoş sohbet yürekten bir kahkaha gönülden hesapsız nedensi z. çok şükürkü ailem var diyorum ya işte… insan biriktirdiğimizi sanmışız ama artık yalan olmuş dostluklar mesafeler girmiş araya özveri herkeste bitmiş … hee biliyorum ahretliğimle bir iki dostum var sözüm onlardan ayrı. Onlarla aramıza hayat telaşı girdi. Beni dana ben demeden anlayan o güzel insanlar görüşemesem de kalbim onlarla. Kızıyorum. Beni neden sevdiniz ve bu hoş muhabbetlere alıştırdınız. Şimdi her muhabbeti o duyguyla arıyorum…
Şimdi insanlar da Bir bencillik, bir içe dönüklük, bir yozlaşmalar, memleketimin güzel insanları ile komşuluk şura da  dursun; merhaba bile çok geliyor . Artık oturduğum apartmanda kadınlar bile benimle aynı asansöre binmiyor. Acaba ısıracağımı mı düşünüyorlar. Sıkıldım ülkemin  tapelerinden ,kasetlerinden , hırsızlarından,  selfilerinden ,manidar faceebook paylaşımından, siyasetinden…. Ben ki çocuklarıma 4 yaşında 10 kıta istiklal marşı Atatürk ve gençliğe hitabe öğreten Kemalist aydın çocuklar yetiştireceğim derken ülkem elden gidiyor. Gitmek istiyorum bu ülkeden kendi ülkemde öteki olmaktansa yabancı bir ülkede yabancılaşmak bu kadar koymaz herhalde. Ülkenin bunalımı benim bunalıma eklenmiş ve beklide sabahları 6 da kalkmak ayrı bir psikolojik yorgunluk olmuş … Ruhsal bir yorgunluk hissediyorum.  Beklide beklentilerimin cevabını alamadığımın için bunlar bilmiyorum. Bir gün bir akrabamı gördüğümde nasılsın diye sormuştum;
Yorgun
Çaresiz
Mutsuz
Ama UMUTLU demişti..
İşte beni de bu tasvir çok güzel anlatıyor…

Bahar geldi memleketimin dallarına… artık yeşillenip allanmalıyım bende. Umut olmalıyım iki küçük yüreğe.. onlar ışığını benden alırken daha güçlü parlamam gerek önlerinde…  yollarını bulsunlar diye…. tereddütsüzce takip edecekleri bu kısa sürede ne çok  şey alırlarsa bu ışıktan ileriki nesillere yansıtacaklar bu enerjilerini onlar için yola devam… yürüyorum yollara yollara aydınlık geleceğe…UMUTLA

21 Şubat 2014 Cuma

Merhaba hayat nasılsın bakalım ; Aman allahım benim nasıl olduğumu bilmiyor musun? Her zaman ki gibi ballı kaymaklı birazda katmerliyim. İşte öyle hızlı geçen günlerin tutamadığım çeteresinin bir özetini geçeyim sana…. Huzursuzum hala taşınmayan işyerinde dam tepemeze çökecekken kaçtık . Asma tavan çökmesin diye tavan destek direkler konulmuş bir ortamda kuzu kuzu çalışıyoruz. İyi çöktü yoksa taşınacağımız yoktu diye seviniyorum ama bu şartlarda bile 15 gündür çalışınca umut yine hüzne dönüşüyor. Direklere bile alıştı millet… ah yasalar haklar nerdesiniz gözüm iş güvenlikciler bu dünyanın adalet çubuğu nerde takıldı hiç mi ibre mağdur dan yana olmaz ey hak… Evet bu kısa demeçten anlaşılacağı üzere halen sabah 6 akşam 8 yollardayım demek….çocuklar iyiler sakin gecen bir somestır tatili sonrası okullar başladı. Evli evine köylü köyüne modun da takılıyoruz. Derslerim başladı. Yeniden ve bu dönem daha zor görünüyor? Ani mevsim değişikliğimi yaşanmayan kışmı bu kadar beni yoran hep yorgun hep uyku istiyorum nedense…

21 Ocak 2014 Salı

2014 ilk text

Naber hayat; Bakıyorum da havan yerinde hani… yine binbeşyüz basıyorsun boğazıma boğazıma… bu aralar çok ağır geliyorsun neden acaba. Bu içsel sıkıntı ne zaman bitecek. Belki şu finallerden iyi notlar alsam bir oh olsam azıcık hafiflersin. Ama en çok iş yüzünden böyle darlanıyorum biliyorum. Her gün bu kadar yol git gel bünye artık bitti buna ne güç dayanır ne pil, ne enerji… Hani birde kibar holding ağzıma bir parmak bal çaldı ya deyim yerindeyse, azıcık sevindirik olmuşken ; içsel sesimin karamsarlığı sağolsun … beni yedi bitirdi. Bu kadar negatifleşebilirdim yani. Hey içimde sürekli konuşan ses ve ona bu konuşma hakkını veren duygular siz ne sanıyorsunuz kendinizi. Sayenizde kendimi bok gibi hissediyorum kimi zaman. Hayır mutlumu oluyorsunuz beni üzerek ne yani bu anlamıyorum ki… Birde melekler var inandığım totem yapıca dileklerimin olduğu beni duyan melekler neden bu iş konusunda bana yardımcı olmuyor. finans ve mali işler dünyevi şeyler diye mi ilgilenmiyorsunuz. Ama parasızda saadet olmuyor ki. Haftalardır iki bildiğim 4 bildiğim milli piyangoda bir türlü büyük ikramiye tutturma dileğimi neden duymuyorsunuz. Yeni ve paralı eve yakın bir iş olmayacaksa bari milli piyango talihlisi olsaydım… İrem kız 6 yaşına girdi. Büyüdüğünü ispatlamak için doğum günüsünde ne istersin sorusuna oyuncak olmasın lütfen ben büyüdüm artık dedi. İyi ben hala oynuyorum kazık kadar anan neyse… bizde satranç takımı aldık. Dolayısıyla iki kişilik oyun umutla oynarlar derken bu iki kişilik bir kavgaya dönüyor her seferinde ve en sonunda satranç kalkıyor ve irem’den bir çığlık yükseliyor. Bari doğum günü hediyesini bir rahat oynasaydım….bari evet bence de ama o bariyi anlayamayan bir umut var maalesef… Umut enteresan bir çocuk bu kadar mı genler ve karakter rahatlık üzerine kurulmuş olur yarabbi. Tamamen zıpkın gibi olsa da keyfi için tuvalete gitmeyip altına yapacak kadar tembel bir çocuk. Çok yazasım var dökülecek yeri bulamıyorum. İş yerinde de bu kadar oluyor.hadi eyvallah.

25 Aralık 2013 Çarşamba

adını umut koyduk



bu postu 6 ekim 2009  yazmısım umuta hamileyken adını umut koymaya kara verince cok hoşuma gitti güncelledim.


Umut bir dilim ekmek
Bir yudum su
Umut gözlerde ışık
Bedende can
Umut,bir dünya
Kandan,kinden nefretten uzak
Ve umut bizim oğluşun adı....
inaşşallah hayırlısı gel oğluş umudumuz ol bizim ışığımız ol adın gibi saf temiz kal hep....

Nereden Bileceksiniz


Öyle yorgun ve karma karışığm ki anlatmak bile gelmiyor içimden. Tarihime geçecek bir not olmasa yazmayacağım. bu gün umutu dr. götürdük ve kapalı kulak ameliyatları için bir yıl daha büyümesi gerektiği kararı verildi. kafamda ki tüm soruları sordum. tatminde oldum . Ama ben bir anneyim yinede çok korkuyorum.dr.da diyor sonuçta her ameliyat gibi riskleri var. ve umut çok küçük bazen keşke diyorum onun yerine ben olsam bu ameliyatları bir tek onun canı acımasa ama olmuyor. bu koca sınavı hep beraber yaşayacağız. belkide zuzumer bir kere boşver dese ben daha adını getırmiycem bu işin ama o hiç boşvermiyor. ve onun kararlılığı beni çaresiz bırakıyor. şu var ki biz bu bir buçuk yıl dişimizi sıkmaz bu süreçten geçmezsek bu hep denenmemiş bir  olasılık olarak aklımızda ve hep bir eksiklik olacak umut için... o yüzden belki de dememek için yapacağız bunu. tek korkum bu acıların sonucu kulak yapalım derken daha ciddi sorunların olması . sapa sağlam çocuğu bir çok yerinden donor alınarak ameliyatları yaparken başka yerlerinde yaşayacağı acılar izler ve daha onemlısı farklı bir kalıcı sorun olusursa?? en büyü korkularım bunlar.... bunlar risk diyorlar. ama insan para kazanmak için risk alır kumar oynarda  cocuğunun hayatı için nasıl risk alırki? sonuçta olmazsa olmaz bir şey değil ki bizim durumumuz. karşılığında en az 4 ameliyat ve risk alalım. işte mantığım bur da beni anlatamıyor. kulak bu tüm denge unsuru vucudun ve keza allah korusun tum 3 ameliyat yapılıp donorler alındı kulakta takıldı ama umut ameliyatta yanlış olan bir şey oldu ve felç oldu risk olur ya o zaman o kulağın normal olmasının ne anlamı kalacak ki?
son bir aydır ki kafamı yastığa her koyduğumda işte içimdeki seslerin bitmeyen kavgası ve kimi zaman kendimden yorulup ağlıyorum içten içten gözyaşlarımın şahidii yastığm her sabah beni işe yollarken usulca cevaplanmamış sorular yatağımın kenarında gelecek geceyi bekliyor. insanların hayatlarında seçim yapması öyle zor ki... keşke imkanım olsaa bir kulak değilmi lanet olsun ben verseydim de  kapansaydı mesele dediğimde oluyor.keşke imkan olsaydı.onun için canımı bile verirdim.