18 Ekim 2014 Cumartesi

BENİM KANATLARIM VAR RUHUMDA

Sen beni kalbinin oralar koyma ,benim yolum yolum başka,yokuşlarım başka...
Dinlediğinde ne çocukça ama sözleri ne büyük şarkı.. İrem'in hit şarkısı bu aralar.
İrem nur Arada takmak üzere olsa da gözlüklendi. Daha altı yaşında. umut ise 5 yaşa haftalar kala çok heycanlı. Sanki beş yaşında olmak ayrı bir gurur verici durum ona göre... yeni okulu olan ablasıyla gittikleri kale kolejine kısmen daha iyi adapte oldu. en azından ağlayarak okula gitmiyor. Ama hevesi çabuk sönen bir çocuk. Bu heves ne kadar sürer göreceğiz. Devlet eğitime destek kredisi çıkardı. Ve sonunda bizde biraz rahatlık iki çocuk için güzel bir indirim hakkı oldu. İşten çok sıkıldım. tabi bunun bir sürü nedeni var. İyi insan olmak istemiyorum. ama ruhum saftirikse ben ne yapayım. Kötü düşünemeyen kötülük yapamayan kumpaslara maruz kalsam hep aman boşver diyen salaklıklarım var doğrudur. ruhumda kanatlarım var kesinlikle çoğu zaman derip büküp kırsalar da...
ben böyleyim.

3 Eylül 2014 Çarşamba

çok şey değil

Bilmem ben nerde ne doğru ne yanlış. Doğru ile yanlış tek olsa da aslında esneyebiliyormuş sonuçları  kişiye  göre…
Sevmek lazım hayatı insanları onlar beni sevmese de ….Çünkü pozitif olmakla başlıyor hayat. Her ne kadar sadeleştirsem de hayatıma girenleri kalan yetiyor çok şükür beni ayakta tutmaya.
Çok kişiye gerek yokmuş dostluk için ;  zaten bir tane de olsa yetermiş insana anladım.
Olsun be olsun boşver … deyip bırakmak lazımmış bazen bazı şeyleri…
Her şeyi çözmek gerekmiyormuş.
Her şeyin bir cevabı olmasına gerek yok ki.
Bazen susmak gerekiyormuş uzun uzun susmak.belki en güzel cevap bu sorulan sorulara..
Olgunlaşmak böyle olsa gerek az konuşup çok düşünmek..
İsterdim evet istediklerim çok saçma ama isterdim. Hayatımda bir kere işyerine çiçek gönderen kocamın eve tek bir gül ile gelmesindense bir saksı çiçeği işyerine göndermesini;  benim gelen çocuğa bahşiş verip o çiçeği  masamın en nadide yerine koymayı  onu her gün suladıkça sevgili zuzumu ve çocuklarımı hatırlamayı isterdim. Hep bu istediğimi bildiği halde defaen dile getirsem de bunu saçma bulup yapmaz  .Ama her doğum gününde fix benim ona  o  yıl aldığım doğum günü hediyesinin aynısını karşılık olsun gibi  hiç kafa yormadan sen bunu aldın bende sana bunu  alayım diye bir yaratıcılık daha koymadan zorunlu görev gibi tekrarlanması bunu  iş gibi yapılmamasını isterdim. Biraz kafa yormak süpriz denen şeyi bir kere  yaşamak çok zor olmasa gerek. Ama ne gerek var değimi?
Hem böyle  sürpriz yaparak çıta yükseltiyor. Bu gün bunu yapan adam diğerinde daha çok şey  yapması gerek..  Hem de neden dokuz yıllık karısını bu şekilde şımartsın ki. Evet  zuzumer yapmamak aklına gelmediğinden değil işine gelmediğinden. İşte en acısı da bu.  Her doğum günümde bu yüzden çok üzülüyorum..

Keşke böyle anlamlı günlere daha az değer veren biri olsaydım O zaman bu kadar kırılmazdım.

5 Ağustos 2014 Salı

HAYATA DAİR

bırakma beni hayat
tut ellerimden sıkıca; ihtiyacım var doğan güneşe ve mavi gökyüzüne.. dallarım kırık dallarım ezik... yorgunum içimi dinlendiremiyorum. koparıp atasım geliyor kafamı durduramıyorum. beynimde tak tak çalışan saat ecel vaktine doğru geri saysada durmuyor ben uyusam da gezsem de gülsem de içim dinlenmiyor.
kızıyorum kendime ağza alınmaycak hakaretler cabası BOŞVER diyorum. senin sırtın damı bu dünya sannane sende unut be aklım, azıcık görme be gözüm, duyma bre kulağım...kırılma be kalbim  bu kadar açık ve saf olmak zorunda mısınız? Takılma be kafam her bir boka..!! akıllan silkelen de gel diyorum. olmuyor. Ben hayatı hiç hafife alamadım. Ne zaman almak istesem bir kendini bilmezin tokadıyla savruldum. ağrıma gidiyor bu hayat tahammülsüz bencil insanlar robotlaşan toplum... sabır çeke çeke imana geliyorum...

bir yudumluk huzurum; ailem, çocuklarım, eşim onlar olmasa bitik benim bu halim. sen onları koru mevlam senden tek dileğim budur.

zor olsa da galiba dönüyorum sana insan yaşlandıkça anlıyor seni bir çiçeğe bir böceğe bir kuşa bakınca ; meğer sen ne büyükmüşsün ey tanrım...

16 Temmuz 2014 Çarşamba

NEREDESİNİZ EY ÇİÇEK GÖZLÜ YAĞMUR KOKULU YAVRULARIM

hiç olmamıştı;  bu kadar uzun ayrılık hiç yaşanmamıştı. Demek ki kader de bunlara da alışmak varmış. Gün saymak ve gelecek de büyüyüp gideceginiz bu evden; yaşayacağım ayrılıklara ön hazırlık yapmak da varmış kader işte... ne kadar zor gelse de alışıyor insan acı çeke çeke... doğamızda varmış annem öyle dedi..Annem; o altı çocuk büyüttü. ve hiç biri akşam olunca yanına gitmiyor. iki üç günde bir aklımıza gelirse arıyouz. Ayda bir gidersek sık gitmiş oluyoruz. Deneyimleri çok annemin kaç kere geçmiş bu ayrılık yolundan. Kaç kere acımış yüreği kaç kere dağlamış tazelenen yaraları kanamasın diye...
 alışırsın dedi bana umudun düşünce alışırsın... Şimdi daha küçükler biliyorsun dönüp dolaşıp geleceklerini o yüzden zor geliyor.  Ama sonra büyüyüp gittiklerinde umudun düşünce işte o zaman alışırsın.

çocuklar gitti 24 haziranda ve bu gün günlerden 16 temmuz 3 gün önce hafta sonu süprizi yaparak onları kısa bir sürede olsa görebildim. irem çok üzüldü geri istanbul'a dönmeme. çok ağladı keşke yapacak bir şeyler olabilseydi.....tekrar 25 temmuzda döneceğim ankara'ya ve bayram sonrası 4 ağustos istanbula hep bir arada olduğumuz günlere döneceğiz.
işler hala yogun ve aynı yerde çalışmaya devam okulun 2 dönemi de başarılı bir şekilde bitti ve darısı şu anki son dönemin başına kısmetse oda ağustos sonu gibi bitince proje yazacağım kasımda bu iş tamam inşallah....
birde kgk denetimci olma sınavı açılmış. he pahalı bir sınav hem zor ama beni cezbediyor. girmek istiyorum acil  1000 lira lazım. anasını satayım beni okutacak bir zengin arıyorum. kocama çok yük oldum. bu ülkede okumak neden bu kadar pahalı....
zuzumer fedakar baba sen çok yaşa belini büktük senin nedir bu öğrencilerden çektiğin....

30 Nisan 2014 Çarşamba

ANNELİK YARI DELİLİK

Annelik yarı delilik işte söküp atamıyorum kafamdan ne yapayım.? Sabah kızım okula bıraktıktan sonra arabada okul çantasını koyduğum koltuk ıslanmış olduğunu fark ettim. Belli ki suluk akmış koltuğu ıslatmış. Çocuk okula o ıslanmış çantayı sırtına takıp gitti. Şimdi merakım acaba kızın üzeri ıslandı mı? . Islandıysa o çocuk ıslak kıyafet ile ne yapacak.?
Aklımı bu sorulardan alamıyorum. Büyük  bir sorun olsa öğretmen arar diyorum ama annelik işte beri gelemiyor endişelenmekten.
Çok şükür taşındı işyeri. Rahatım en azından çocuklarımı okula bırakıp alıyorum. Bakıcı derdimiz  kısmen bitti. Otobüslerde sürünmekte… yarım saat de ede oluyorum uzun bir zaman kalıyor bana akşamları çok şükür. Çok çektim ama sonuca değdi…

Dersleri bu yıl felaket ağır kafamı dersten kaldıramıyorum. Bu ay sonu finaller var. İrem 23 nisanda katibim oynadı çok güzel oldu. Umut Merkür de gösteri yaptı onunda çok güzeldi. Selçuk mayıs ortalarında burnundan kemik yamukluğu için ameliyat olacak… kısacası koşturma tam hız devam ediyor. Sağlık olsun demekten başka çare yok hepsi hallolur inşallah zaman her şeyin ilacı.

22 Mart 2014 Cumartesi

UMUTLA

Naber hayat,
Nasılsın görüşmeyeli. Ben aslında iyiyim. Ama tabikisi de daha iyi günlerim olmuştur . Şu üç günlük nafile ömrümde. O yüzden kaliteyi arttırmaya çalışıyorum diyebiliriz.
Yüksek lisans ikinci dönemde tam kastırmaca devam ediyor. Umutsuzluk ve psikolojik yorgunluk hissediyorum. Her fırsatta koşarak kocama aileme ve çocuklarıma sarılıyorum. Çok şükürkü böylesi sıcak bir yuvam var. Oda olmasa ne olurdu. Bu yalnızlık hissi sevgisiz muhabbetler gün geçirmeler nereye kadardı yoksa…
İşyerinde huzur sıfırın altında dam çöktü destek direkler altında 2 aydır çalışıyoruz daha iyisini bulamadığım için bu yalancı sohbetler ile boş ortamlarda anlık arkadaşlıklarla zaman geçiriyorum. Hayallerimde ki kariyer ve önemi bu işyerinde bulamayınca çabalarımı da ; boşa çekilen okyanustaki yönü bulamayan sandalcının çabası  gibi hissediyorum. Umutlar olmasa ah umutlar ve hayaller hiç çekilmiyecek bu hayat.
Duygusallık kadar kötü bir şey yok illaki sevmek istiyorum.  illaki bağlanmak illaki arkadaş olmak bir arkadaşı bir kardeş gibi görmek bir hoş sohbet yürekten bir kahkaha gönülden hesapsız nedensi z. çok şükürkü ailem var diyorum ya işte… insan biriktirdiğimizi sanmışız ama artık yalan olmuş dostluklar mesafeler girmiş araya özveri herkeste bitmiş … hee biliyorum ahretliğimle bir iki dostum var sözüm onlardan ayrı. Onlarla aramıza hayat telaşı girdi. Beni dana ben demeden anlayan o güzel insanlar görüşemesem de kalbim onlarla. Kızıyorum. Beni neden sevdiniz ve bu hoş muhabbetlere alıştırdınız. Şimdi her muhabbeti o duyguyla arıyorum…
Şimdi insanlar da Bir bencillik, bir içe dönüklük, bir yozlaşmalar, memleketimin güzel insanları ile komşuluk şura da  dursun; merhaba bile çok geliyor . Artık oturduğum apartmanda kadınlar bile benimle aynı asansöre binmiyor. Acaba ısıracağımı mı düşünüyorlar. Sıkıldım ülkemin  tapelerinden ,kasetlerinden , hırsızlarından,  selfilerinden ,manidar faceebook paylaşımından, siyasetinden…. Ben ki çocuklarıma 4 yaşında 10 kıta istiklal marşı Atatürk ve gençliğe hitabe öğreten Kemalist aydın çocuklar yetiştireceğim derken ülkem elden gidiyor. Gitmek istiyorum bu ülkeden kendi ülkemde öteki olmaktansa yabancı bir ülkede yabancılaşmak bu kadar koymaz herhalde. Ülkenin bunalımı benim bunalıma eklenmiş ve beklide sabahları 6 da kalkmak ayrı bir psikolojik yorgunluk olmuş … Ruhsal bir yorgunluk hissediyorum.  Beklide beklentilerimin cevabını alamadığımın için bunlar bilmiyorum. Bir gün bir akrabamı gördüğümde nasılsın diye sormuştum;
Yorgun
Çaresiz
Mutsuz
Ama UMUTLU demişti..
İşte beni de bu tasvir çok güzel anlatıyor…

Bahar geldi memleketimin dallarına… artık yeşillenip allanmalıyım bende. Umut olmalıyım iki küçük yüreğe.. onlar ışığını benden alırken daha güçlü parlamam gerek önlerinde…  yollarını bulsunlar diye…. tereddütsüzce takip edecekleri bu kısa sürede ne çok  şey alırlarsa bu ışıktan ileriki nesillere yansıtacaklar bu enerjilerini onlar için yola devam… yürüyorum yollara yollara aydınlık geleceğe…UMUTLA

21 Şubat 2014 Cuma

Merhaba hayat nasılsın bakalım ; Aman allahım benim nasıl olduğumu bilmiyor musun? Her zaman ki gibi ballı kaymaklı birazda katmerliyim. İşte öyle hızlı geçen günlerin tutamadığım çeteresinin bir özetini geçeyim sana…. Huzursuzum hala taşınmayan işyerinde dam tepemeze çökecekken kaçtık . Asma tavan çökmesin diye tavan destek direkler konulmuş bir ortamda kuzu kuzu çalışıyoruz. İyi çöktü yoksa taşınacağımız yoktu diye seviniyorum ama bu şartlarda bile 15 gündür çalışınca umut yine hüzne dönüşüyor. Direklere bile alıştı millet… ah yasalar haklar nerdesiniz gözüm iş güvenlikciler bu dünyanın adalet çubuğu nerde takıldı hiç mi ibre mağdur dan yana olmaz ey hak… Evet bu kısa demeçten anlaşılacağı üzere halen sabah 6 akşam 8 yollardayım demek….çocuklar iyiler sakin gecen bir somestır tatili sonrası okullar başladı. Evli evine köylü köyüne modun da takılıyoruz. Derslerim başladı. Yeniden ve bu dönem daha zor görünüyor? Ani mevsim değişikliğimi yaşanmayan kışmı bu kadar beni yoran hep yorgun hep uyku istiyorum nedense…