Kayıtlar

salgın corona 16.03.2020

hayatımda ilk defa yaşadığım bir durumdu. önce çok uzakta başladı. Anlamadım dinlemedim anlatılanları. Ateş düştüğü yeri yakıyordu.Salgın hastalık deniyordu. Önce okullar kapandı. Sonra avmler berberler cafeler derken şehir yavaş yavaş evlerine çekildi. önce ölüm haberleri 10 10 verilirdi şimdi 100 100 dünya salgın hastalığa yakalandı ve insanoğlu evlerine girmek zorunda kaldı. Sonra 60 yaş üstü 20 yaş altı sokağa çıkma yasağı derken hafta sonraları herkese sokağa çıkma yasağı uygulandı. uçaklar durdu. dış hatlar kara hava trafiği kapandı. ve biz 16 marttan beri evdeyiz çocuklar uzaktan eğitime başladı bende evden çalışmaya. bunların hepsi olalı 1 ay oldu. tabi zuzu görevi gereği çalışmaya devam ederken oda bu salgın hastalığa yakalandı. testi pozitif çıktı ve evde karantinaya girdi. Çocuklar gözlerime bakıyor bense susuyorum. Bir fikrin var mı ne olacak bu böyle diyorlar. Evet çok iyi süreç yöneten stresle başa çıkan bir insan olarak bunun yaşanmamışlığın ve bilinmezlik ne kadar kaygı...

Annemm ( )

>Çok güçlü olmak zorunda mıydım anne. Hep öyle dedin ya çok güçlü olun niye dedin mecbur bıraktın bizi niye verdin bu gazı bu duyguyu. Bizde öyle hayatı sorgulamadan yaşasak olmaz mıydı.. niye hep iteledin niye hep kışkışladın bizi niye sevgini hep içine sakladın.. şimdi düşünüyorum senle söyle çocukluktan sevgi dolu anılar arıyor zihnim yok. niye bu kadar sert niye bu kadar cidii niye bu kadar uzaktın bize anne.. şimdi yaşlandın şefkat ilgi istiyorsun ama bizde senin eserlerin olmuştuk sen nazi isen biz askerleri olmuştuk şimdi söylesene sevgi aldığını hissedemeyen insanlar nasıl sever seni sen bir kez sevgiyle örmediysen saçımı severek yıkamadıysan beni ve oh mis gibi olmuşsun diye sarılmadıysan hep itekleyip yaparsın neden yapmıyorsun dediysen ve yapamayınca cezalandırdıysan nasıl olacak nerede kaldı tolerans nerede kaldı empati nerede kaldı ... insan çok sevdiği birinden çok uzak durmak ister mi ben yaşlandıkça çok yakın olmak ama çok uzak durmak istiyorum. Kızgınlığım yaşatm...

öyle günler

Benim kopan fırtınalarım vardır. Bitmeyen savaşlarım süre gelen isyanlarım. noktasız cümlelerim ve belkide çılgın olmasa da cani duygular barındıran beynim sen bilmezsin yumuşacıkta bir kalbim.. şimdi gülüyorsun nasıl yani diye sen öyle değilsin az konuşur çok bakar kalp kıramazsın nasıl dersin. sen benim dışımı bilirsin bu anlattıklarım içimde içimi ben bilirim sen bilemezsin ki.. Aslında katı görünür yüreğim bilsen bir müzik le bile dağılır, burnumun direği sızlar da ben belli etmem. ağlarım içten içe göstermem gözyaşımı sevmem ulu orta yanaklarımdan inmesini gözyaşlarımın. Annem belkide göstermedi bize göz yaşını ondan öğrendik heralde ağlamak zayıflık gibi geldi bize. Göstermedim göz yaşımı kimseye ağlamadım mı çok ama hep yalnızken ne gerek vardı başkasını üzmeye dedim. sonra konuştum hep konuştum her şeye konuştum ama sen duymadın çünkü sesi yoktu cümlelerin. bir içe konuşmadır aldı gitti baktım söylenmeyi geçti sohbet oldu kafamdaki sesle konuşmalar...Bazen güldük bazen kı...

ben bilmem

 sevmiyorsam sevmiyorum ne yapayım... ben bilmem alı mora bakıp motive olmayı karaysam karayımdır.  olduğundan başka görünmek öğretmemiş analarımız bize bunları.  Neden nasıl öğretidir bu ya.. lükse hayranlık duyarız ama lükse sahip olmaktan korkarız. Aman söyle derler diye toplumdan kaçarız. Biraz pahalı bir araba aldık herkes şaştı kaldı. Sizde para çok galiba dediklerinde gülüp geçmek yerine yada evet çok deyip kapatmak yerine açıklama yapma ihtiyacı duymak bu söylenişten rahatsız olmak lükse kendine yakıştırmamak neden... kızım paraya değer verme para elinin kiri para ya tapma diyen bir nesilin evladı olmak mı? nasıl ezik büyütülmüşüz be anemo,,, neydi bizim eksiğimiz daha iyilerine sahip olmayı gereksiz gördük sayende bizi hep bir melankolik hep bir drama ile büyütmek neydi oysaki daha iyilerini hak ederken .. şöyle geripde göğsümüzü diyemedik yaptık oldu. Çıtaları yükselttikçe gözler büyüdü biz suçlandık halbuki naptık çalıştık kazandık hak ettik yedik ama ya...

ben kefenimin rengini çoktan seçtim

öyle bana göre değildi yalancıktan mış gibi yaparak yaşamak. ben rol yapmayı bilmezdim. Zaten en çokta dürüstlükten kaybetmiştim ki şimdi ne diye bu yaştan sonra geri adım atacaktım. ben kefenimin rengini baştan seçtim MOR ve öyle delice sevdim seni..(alıntı) şimdi tüm hayat didişmeleri biter de tam düzlüğe çıkınca keyifsizlik içindesin ya bu hep fazla konfordan oluyor demek ki zevki sefa fazla geliyor kendimi hiç bu kadar yetersiz ve keyifsiz hissetmedim. eleştirilmeyi sevmem kim sever ki yapıcı olmayınca eleştirilerin ok gibi battı bana bu kadar da kötü değilimdir aslında ben ama sen anlamak istemeyip çuvaldızı hep bana batırdın seni değersiz görsem paranın hesabını bil diye niye kendimi parçalarım seni niye bu varlığın içine sokayım niye çalışıyım sana destek olayım niye akşam yemeğin hazır sıcak evi ayaklarına sunayım. ben bilmez miydim keyfimce yiyip gezmeyi har vurup harman savurmayı ben bilmez miydim paket servislerin eve yol etmesini ben bilmez mıydım temizlikçi...

İŞTE TAM OLARAK BU YAZI ANLATAN

Resim
stats

dünya muamma

>zor yaz diye bir şey var mıdır bilmiyorum. benim bu yazım çok zor geçti. bu sene yaşadıklarım beni öyle büyüttü ki.. işte dedim daha dur neler göreceksin deli gönül... stats vefasızlık dersen burada düş kırıklıkları burada bir garip çöküş desem oda değil ama zordu be çok acıdı kalbim. Hani tabir yerindeyse kırılmasını duydum derler ya öyle kırılldı yarası sızısı anlatmak zor hala içimde acısı.. belkide ben çok duygusaldım. belkide ben çok takıyorum bilmiyorum.. insan her şeyi değiştirir arkadaşını sevmiyorsa görüşmez kocasıyla anlaşamazsa boşanır ama ana babasını kardeşlerini ne yapar biri bana onu anlatsın onlardan vazgeçmek nasıl zordur nasıl vazgeçerler... benim dersimde öyle işte kendimle sustum hep sustum ağladım çok ağladım beni bile bile yapılanlara çok kızdım oturdum düşündüm ağladım ama ne yaparsam yapayım uzak olamadım yüz kararttım gittim yine aynı olmadı be tutturamadık aynı frekansı yapamadık insan gibi tartışıp devam edemedik biz kaç yaşınıza gelmiş insanlarız bi...